Bu sözde hayatın anlamı, baba ile çocuk arasındaki ilişki ve geleceğe dair düşünceler ele alınmıştır. Abay, toplumda yaygın bir isteğe işaret ederek şöyle sorar: “İnsanlar Tanrı’dan çocuk ister, fakat o çocuğu ne yapacaklarını hiç düşünürler mi? Gerçekten de çocuk, insan için en değerli varlıktır; “ciğerpare”dir. Dünyada çocuk sahibi olmaktan daha büyük bir sevinç ve mutluluk var mıdır? Çocuk, hem hayatın süsü hem de anlamıdır. Kazakların “Çocuğu olan ev pazar gibidir” sözünde de bu neşe açıkça görülür. Bunlar hem Abay’ın hem de okuyucunun bildiği durumlardır. Ancak Abay, bu konuyu farklı bir yönüyle ele alır. Ona göre insanlar çoğunlukla Tanrı’dan yalnızca “çocuk” dilerler, fakat bu isteğin yüklediği sorumluluğu pek düşünmezler.
Öncelikle bazıları “Ölürsem yerime geçsin” diyerek çocuk ister. Abay bu dileği sorgular: Bir çocuğun “yerine geçmesi” ne demektir? Ardında bıraktığın mal mülk sahipsiz mi kalacak sanıyorsun? Malını mülkünü ölüm anında bile başkasından mı kıskanıyorsun? Başkasına kıyamadığın hangi üstünlüğe sahipsin? Üstelik çocuğun nasıl biri olacağını bilmeden çocuk istemek nasıl bir akıldır? Çocuğun iyi çıkarsa sevinçtir; kötü çıkarsa derttir. İnsan kendi yaşamında yeterince zorluk çekmemiş gibi, neden bir çocuğu da aynı acıya sürüklemeye bu kadar heveslidir? Abay burada, insanın kendi nesline karşı ciddi bir sorumluluk taşıdığını vurgular. İnsanlar çocuk dilemeden önce bu mesele üzerinde ne kadar düşünür? Çoğu zaman tek istek “bir çocuğumuz olsun” düşüncesidir. Oysa kötü bir çocuk ömrü zindana çevirebilir; iyi bir çocuk ise mutluluğun kaynağıdır. Ancak hiç kimse hayatı boyunca sıkıntısız yaşamaz. Hayatın çileli olduğu gerçeği apaçıktır. Tanrı’dan çocuk istersin; peki onun sorunsuz, acısız bir ömür süreceğini garanti edebilir misin? Bir çocuğu dünyaya getirmek, onu daha ilk anda hayatın çileli kapısından içeri sokmak değil midir? Üstelik insan kendi yaşamında ne kadar yanlış iş yapmış, ne kadar hata işlemiştir; şimdi tüm bunların yükünü bir de çocuğuna mı taşımak istiyorsun? Evet, düşünmeyi gerektiren bir durumdur. Fakat insanlar çoğu zaman düşünmeye fırsat bulamaz; hemen çocuk ister, sonra da kendilerine yeni sıkıntılara yol açarlar. Çünkü insan ile çocuk arasında anlaşmazlık olmayan bir zaman görülmüş müdür? Nesiller arasındaki çatışma eskiden beri var olmuştur. Bu nedenle Tanrı’dan çocuk isteyen kişi, beraberinde gelecek zorluklara da hazır olmalıdır. Abay burada baba ile çocuk arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğini söylemez; nasihat vermeye de kalkışmaz. Sadece aile içindeki kaçınılmaz çatışmalar ve sorumluluk üzerine düşünür.
İkinci olarak bazı insanlar, çocuklarının büyüyünce kendileri için Kur’an okumasını isterler. Vefat eden kişinin arkasından en yakın akrabalarının ve özellikle çocuğunun Kur’an okuması büyük bir sevaptır. Ancak Abay, Kur’an okumanın sadece dinî bir görev değil, aynı zamanda insanı anma ve unutmama meselesi olduğunu söyler. Şair burada derin bir düşünce ifade eder: “Hayattayken iyilik yaptıysan, arkandan neden kimse Kur’an okumasın? Fakat çok kötülük yaptıysan, çocuğunun okuyacağı Kur’an seni ne kadar kurtarabilir? Hayattayken yapmadığın bir iyiliği öldükten sonra çocuğun senin yerine nasıl yapsın? Abay’a göre iyi insan hem bu dünyada hem de öte dünyada iyidir; böyle birini sadece çocuğu değil, bütün halk saygıyla anar. O hâlde hayatta kendin tarafından yapılmayan iyiliği çocuklardan beklemek boşuna bir umuttur.
Üçüncü olarak bazıları, yaşlandıklarında kendilerine bakacak bir çocuk ister. Abay bu isteğin de düz bir düşünceden ibaret olduğunu söyler. Öncelikle yaşlanacak kadar yaşayacağına kim emin olabilir? İnsan ömrünün ne kadar süreceği belli değildir. Çocuğun senden sonra mı kalacağı, yoksa senden önce mi öleceği belli değildir. Eğer çocuk merhametli ve iyi kalpli olursa yaşlanan anne babasına bakabilir; fakat zalim, gaddar biri olursa ne olacaktır? Ayrıca malın varsa herkes sana bakar, ilgilenir; malın yoksa kim ilgilenecektir? Bir çocuğun ileride mal sahibi olup olmayacağı da belli değildir.
Abay, çocuk dilemenin en doğru yönünün çocuğu ilim yoluna adamak olduğunu vurgular. Bir insan bütün malını ve servetini çocuğunun eğitimine harcayabilir; çünkü ilimsiz dünya da olmaz, ahiret de. Bu nedenle çocuk yetiştirmenin asıl amacı, ona mal miras bırakmak değil, ilim ve bilgi kapısını açmaktır. Abay’ın şiirlerinde sıkça dile getirdiği gibi, asıl övünülecek olan mal değil; bilgidir, akıldır.
Abay bu sözünde bir kez daha vurgular ki, amaç mal edinip zenginleşmek değil; ilimle yükselmek, bilgiyle değer kazanmaktır. Bu düşünce, şairin pek çok şiirinde sıkça karşımıza çıkar. Nitekim “İlime erişmeden övünme” adlı şiirinde de aynı görüşü ayrıntılarıyla işler. Abay’ın sözünü ettiği ilim, yalnızca akla dayalı bir bilgi değildir. Onun ilim anlayışı daha geniş, daha derin bir anlam taşır. Şaire göre ilim, akıl ile duygunun bir araya gelmesinden doğan bir bütündür. Abay, bilgiyi yalnızca bir öğrenme aracı olarak değil; insanın dünya görüşünü, hayatı kavrayışını şekillendiren bir değer olarak görür. 📚
📚 Kelime Açıklamaları
1. Ciğerparesi (Ciğer pare): Çok sevilen, kişinin en değerli varlığı. Genellikle anne babanın çocuklarına duyduğu derin sevgiyi anlatır.
2. Çile (Çile çekmek): Hayatta karşılaşılan zorluklar, sıkıntılar, acılar; bunlara katlanmak “çile çekmek”tir.
3. Yerine geçmek: Mecaz anlam taşıyan ifade. Anlamı: Bir kişinin ardından onun görevini, rolünü veya sorumluluklarını üstlenmek.
ÇARESİZLİK
Бұл сөзде әңгiме арқылы өмiрдiң мәнi, яғни баламен әкенiң арасындағы қарым - қатынас, болашақ туралы ой айтылады. Ақын қазақ санасына сiңiстi болған түснiкпен бiреулер құдайдан бала тiлейдi, ол баланы не қылады,-дейдi. Бала адамның бауыр етi деп өзi айтқандай, дүниеде адамға балалы болғаннан артық қуаныш бар ма? Бала өмiрдiң мәнi де, сәнi де. Қазақ балалы үй базар деп бекер айтпаған. Бұның бәрi Абайға да оқырманға да айғақты жайлар. Бiрақ, осы мәселеге Абай өзге қырынан келген. Ақын көпшiлiктiң құдайдан бала ғана тiлеп, оның жауапкершiлiгiне жете мән бермейтiнiне назар аударады. Бiрiншiден, бiреулер өлсем балам орнымды бассын дейдi. Бұл тiлекке ақыл уаж айтады. “Балам орнымды бассын демек не сөз? Өзiңнен қалған дүние иесiз қалар дейсiң бе?… Өлiп бара жатқанда өзгеден қызғанып айтқаның ба? Өзгеге қимайтұғын сенiң не қылған артықша орның бар едi? Баланың жақсысы - қызық, жаманы - күйiк, не түрлi боларын бiлiп сұрадың? Дүниеде өзiңнiң көрген қорлығың аз болды ма.? Өзiңнiң қылған иттiгiң аз болды ма? Ендi бiр бала туғызып, оны да ит қылуға, оған да қорлық көрсетуге мұнша неге құмар болдың”. Ақын бұл жолдарында ұрпақ алдындағы жауапкершiлiк туралы сөз қозғайды. Осы мәселелер төңiрегiнде бала тiлемей тұрып кiм ойлаған. Әйтеуiр балалы болу шарт. Шынында да балаң жаман болса, қалған өмiрiң тозақ болады. Балаң жақсы болса, қызыққа кенелерiң сөзссiз. Бiрақ, өзiң бұл ғұмырыңда аз азап, аз қорлық көрдiң бе? Жалпы өмiрiңде азап, қорлық көрмеген адам бар ма? Әрине жоқ. Әйтеуiр адамға бiрдеме.
жетпей жатады. Не мал тапшы, не жан тапшы. Болмаса тағы бiр мәселелер жетiспей қалады. Өмiрдiң азап екенi тура сөз. Бала тiлейсiң құдайдан, оған азапсыз өмiр сүруiне кепiлдiк бере аласың ба? Жаныңды қинатып оны несiне өмiрге әкелмексiң. Дүние есiгiн аштың дегенiң азап әлемiне ендiң дегенмен бiрдей. Немесе бұл дүниенiң михнаты аздай, оған қоса өзiң қанашама иттiк iстер жасадың, күнәлi болдың. Ендi балаңа да сол иттiк iстердi жүктемексiң бе? Иә, ойлану керек. Алайда ойланып-толғануға уақыт жоқ, тез арада құдайдан бала тiлеп ала қойған жөн деп санайсың. Одан әрi өзiңе-өзiң азап аласың. Бұл өмiр заңы. Одан ешкiм құтылып көрген жоқ. Баласы мен ата-анасының арасында қайшылық, түсiнiспестiк болмаған заманды да бiлмеймiн. Екеуiнiң арасындағы қайшылық әманда болмақ. Бұл әлiмсақтан келе жатқан дәстүр. Олай болса құдайдан бала тiлесең, арадағы болатын түсiнiспестiкке дайын бол. Абай бұл жерде әке мен бала арасы былай болуы керек деген ерекше қағида ұсынып отырған жоқ, тiптен ғибрат айтып та отырған жоқ. Ол өмiрдегi мiндеттi түрде орын алатын ұрпақтар арасындағы қиншылық, жеке бастың жауапкершiлiгi туралы мәселе қозғаған. Екiншiден, бiреулер баланы құран оқысын деп тiлейдi. Өлген адамның соңында қалған ең жақын туыстары, әсiресе баласы құран оқып марқұмды еске алу мұсылмандықтың бiр шарты болып саналады. Сiрә, құран оқуды тек дiн деп те қабылдаған жөн болмас, бұл әруақты еске алу, оны естен шығармау деген адамшылыққа қатысты мәселе. Абай бұл мәселе туралы терең әрi өткiр ойлар айтқан: “Артымнан балам құран оқысын десең, тiршiлiкте өзiңнiң жақсылық қылған кiсiң көп болса, кiм құран оқымайды? Жаманшылықты көп қылсан, балаңның құраны неге жеткiзедi? Тiршiлiкте өзiң қылмаған iстi, өлген соң саған балаң кәсiп қылып бере ала ма? Ахирет үшiн бала.
тiлегенiң - балам жасында өлсiн дегенiң. Егерде ержетсiн десең, өзi ержетiп, ата - анасын тозақтан құтқарарлық бала қазақтан туа ма екен? Ондай баланы сендей әке, сенiң елiңдей ел асырап өсiрмек пе екен?” Өте парасатты ойлар. Жақсы адам бұл өмiрде де, ахиретте де жақсы. Ондай адамды баласы түгiл ел болып құрметтемек. Сондықтан тiршiлiкте өзiң жасамаған жақсылықты балаң жасай алар ма екен? Үшiншiден, балм қартайғанда асырасын дейсiң. Бұл да бос сөз дейдi Абай. Ол мұндай тiлектiң мәнсiздiгiн былай дәлелдеген. “Әуелі - өзiң қаруың қайтарлық қартаюға жетемiсiң, жоқ па?” Құдай емессiң, басың жұмыр пендесiң, ғұмырың аз ба, көп пе кiм қайдан бiлсiн. Балаң артыңнан қала ма, әлде жазмыштан озмыш жоқ, өзiңнен бұрын дүниден өте ме? Мұны бiр делiк. Екiншiден, қартайғанда балаң сенi асырай қойса жақсы. Бала мейрiмсiз, қатыгез болып туса не болмақ. Үшiншiден, малың болса кiм асырамайды, дейдi Абай. “Малың жоқ болса, қай асырау толымды болады? Баланың мал табарлық болары, мал шашарлық болары - ол да екi талай”. Абай бала тiлгенде не болатынын осылайша талдай келiп, бар мал - мүлiк, байлықты баланың ғылым iздеуiне жұмсау керек деген тұжырым айтады. Ғылымсыз ахирет те жоқ, дүние де жоқ, сондықтан баланы ғылым жолына салу керек. Абай осы сөзiндегi кезектi айтпақ ойы мал тауып баюды емес, ғылым тауып зор болуды тағы қайталаған. Бұл ой ақынның өлеңдерiнде жиi кездеседi. “Ғылым таппай мақтанба”деген өлеңiнде де осы ойды өрбiткен. Абайдың ғылымы тек рационалдық мазмұнда емес, оның ғылым туралы түсiнiгi кең. Ақын айтуында ғылым ақыл мен сезiмнiң синтезi. Ол ғылымды дүниетанымдық мәнде қолданған.