Kazaklar, yüreğe dair çokça söz eder; fakat bu kelimenin özünü tanıyamamışlar, asıl manasının farkına varamamışlardır. Halk, “yürekli kişi” dediğinde çoğunlukla kahraman, cesur kimseyi kasteder. Oysa yürekliliğin iradeden, gayretten ve akıllı kişinin sözünden etkilenebilme yetisinden doğduğunu fark etmeyi bilmezler. Halkın zayıf düşmesi akılsızlığından değil; akıl sahibinin sözünü dinlemeyişindendir. Abay’ın işaret ettiği Kazak’ın bir başka eksikliği ise, bir kez kötülüğe bulaştıktan sonra kendini toparlayıp ondan uzaklaşacak güç ve dirayetten yoksun oluşudur. Şairin bu düşüncelerine dikkat kesilince, milletimizin otuzlu yıllarda yaşadığı büyük kıyım ister istemez hatıra gelir. Keşke, Abay’ın söylediklerine kulak verecek biri olsaydı, belki halk böylesine büyük bir felakete uğramazdı.
Harekete geçirecek gayret ve irade olmadıkça hiçbir iş yol almaz. Kötülüğe kapılmak, insanın kendini hesaba çekmeksizin övünç duygusuna yenik düşmesi, hayatın ağır şartlarında sessizce ezilip gitmesidir. Kötülükten kendini çekip toparlayabilen kişi ise - sürüye kapılıp gitmeyip, yanlış yola sapmış kervandan atının başını geri çevirmeyi bilen - gerçek anlamda “yürekli” kişidir. Bu, halk arasında kullanılan sıradan “yürekli kişi” anlayışından çok daha derin ve verimli bir bakıştır.
Halkın giderek zayıf düşüp dağılmakta olduğunu sezen Abay, bu durumdan kurtuluşun yolunun ancak halkın düşünce dünyasının değişmesinden geçtiği sonucuna varır. İşte bu sebeple, “Dil, yüreğin dediğine uyarsa, yolunu şaşırmazdı.” der. 📚
📚 Kelime Açıklamaları
Yürekli: Cesaret sahibi, korkusuz; fakat Abay’ın bağlamında ayrıca iradeli, gayretli, akıl ve vicdan sahibi kişi.
Gayret: Çaba, güç, azim, içten gelen çalışma isteği.
Yoldan çıkmak / Yoldan sapmak: Doğru olandan uzaklaşmak, yanlış davranışlara yönelmek.
Kulak vermek: Birinin sözünü dikkatle dinlemek, önemsemek.
KENDI KENDINE HESAP SOR
Жүрек туралы қазақ көп айтады, бiрақ оның біршама қажеттерiн парықтамайды. Жүректi кiсi деп ел көбiне батыр адамды айтады. Ал жүректiлiк жiгерлiлiктен, қайраттылықтан, ақылдының сөзiнен иланудан аңғарылатынына мән бере бiлмейдi. Халықтың азып жүргенi ақылсыздығынан емес, ақылдының сөзiн тыңдамағандығынан. Абай айтып отырған қазақтың тағы бiр кемшiлiгі, жаманшылыққа бiр iлiгiп кеткен соң бойын жинап алып кетерлiк қайратының аздығында. Ақынның осы ойларына зер салсақ, халқымыздың отызыншы жылдардағы қырғыны еске түседi. Шiркiн, Абайдың айтқанын еститiн құлақ болғанда, мүмкiн халық мұншама қырылмас па едi. Қарекетке бастайтын қайрат, жiгер болмағандықтан iс өнбейдi. Жаманшылыққа ұрыну деген сөз мақтанға салыну, өз бойын бiр тексермей қат - қабат тiршiлiкте көнбiс қалыпта езiлiп жүре беру болып шығады. Жаманшылықтан бойын жинап алған адам – көштiң соңынан ере бермей, адасқан көштен атының басын бұрып алуға жаралған жүректi кiсi. Бұл қазақтың жүректi кiсi дегенiнен өзге құнарлы түсiнiк. Елдiң азып - тозып бара жатқанын сезген Абай содан шығудың жолы халықтың түсiнiгiнiң өзгеруi деген тоқтамға келген. Ол үшiн “Тiл жүректiң айтқанына көнсе, жалған… шықпас” едi.
Kendi Kendine Hesap Sor.