İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

On Altıncı Söz.

Ornament

Kazaklarda İslam dini tam anlamıyla kök salmamış, Allah’a kulluk çoğu zaman bir gelenek hâlinde kalmıştır. Dünyada sebepsiz hiçbir olgu bulunmadığına göre bunun da elbette nedenleri vardır. Kazakların din konusundaki bilgi eksikliğinin iki temel sebebi olduğu söylenebilir. Birincisi, halk İslam’ı bütün yönleriyle öğrenme imkânı bulamamıştır. Çünkü dini öğretinin verileceği temiz ve düzenli camiler daha çok şehirlerde bulunuyor, buraları da çoğunlukla Tatar din adamları yönetiyordu. Kırsal kesimde ise köy imamları dışında dini eğitim verecek kimse olmadığı gibi, dini kitaplar da son derece yetersizdi. İkincisi, o dönemdeki Kazakların yaşam tarzı, İslam’ın günlük hayatta geniş bir yer tutmasını zorlaştırıyordu. Göçebe hayat süren halk için deveye yüklenip taşınabilecek eşyalar yeterliydi. Yüzyıllar boyunca oluşmuş olan bu askerî ve hareketli yaşam biçimi, dinî pratiklerin düzenli olarak sürdürülmesini zorlaştırıyordu. Üçüncüsü, Kazakların dünya tasavvuruna ait birçok inanç ve ilke, dinin işlevini büyük ölçüde karşılıyordu. Bu nedenle Kazaklar, İslam’dan yalnızca ihtiyaç duydukları unsurları benimsemişlerdir. Örneğin Orta Asya’da tasavvuf ve takva geleneği güçlü bir şekilde yaşanırken, Kazaklar arasında tasavvuf daha çok edebiyatta, özellikle de aşk temalı şiirlerde kendine yer bulmuştur. Başka bir deyişle, tasavvufun şiir geleneğinin gelişmesine beklenmedik bir biçimde katkısı olmuştur.

Kısacası, Kazak halkı İslam’ı bütünüyle benimseyip ona sıkı sıkıya bağlı bir ibadet hayatı kuramamıştır. Bu durum onların ibadet anlayışından da açıkça anlaşılır. Geniş bozkır, Kazaklara büyük bir hareket özgürlüğü sağlamıştır. Bu özgürlük duygusu ise kimi zaman insanı, Allah’a ibadet etme sorumluluğundan kaçınarak kendi bağımsızlığını korumaya yöneltmiştir. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

1. Kök salmak: Bir kültürün, düşüncenin ya da dinin bir toplumda tamamen yerleşmesi, güçlü biçimde kabul edilmesi.

2. Dünya tasavvuru: Bir toplumun dünyayı ve yaşamı anlama biçimi; yaşamla ilgili düşünce yapısı.

3. Benimsemek: Bir düşünceyi, davranışı veya inancı kabul edip sahiplenmek.

4. Takva: Dine bağlı olarak dikkatli, ölçülü, doğru yaşamaya çalışma; günahlardan kaçınma hâli.

5. Tasavvuf: İslam kültüründe, insanın kalbî ve ruhsal olgunluğa ulaşmasını amaçlayan inanç ve düşünce yolu.

6. Göçebe (göçebe hayat): Sürekli bir yerde yaşamayıp mevsime, otlaklara veya şartlara göre yer değiştiren topluluk.

7. Kökleşmiş (kalıplaşmış) yaşam tarzı: Uzun yıllar boyunca değişmeden gelen, alışkanlık hâline dönüşmüş yaşam biçimi.

“BEN YÜREĞİ DİNLERİM”

Он алтыншы сөз.

Ornament

Қазақ санасына құдайға құлшылық мықтап сiңбеген, көп жағдайда әдетiне айналған. Дүниеде себепсiз құбылыс бар ма? Жоқ. Қазақтың дiн мәселесiне немқұрайлы қарағандығының екi себебi болса керек. Бiрiншiден, халқымызға ислам дiнi барлық болмысымен енген жоқ. Дiн таратып оның тазалығын сақтайтын, мешiт дегендер көбiнесе қалалық жерлерде болды, оның өзiнде оларда татарлар билiк жүргiздi. Ел iшiнде ауыл молдаларынан басқа дiни үгiт - насихат жүргiзетiн мамандар және дiни кiтаптар тапшы болды. Екiншiден қазақ тұрмысына сол замандарда ислам дiнiнiң қажеттiлiгi шамалы болатын. Көшiп - қонып жүрген халыққа түйеге артып, атқа өңгерiп кететiн нәрселер ғана қажет. Бұл ғасырлар бойы қалыптасқан жауынгерлiк тұрмыс - салт. Үшiншiден, қазақы дүниетанымының көптеген қағидалары дiни дүниетанымның қызметiн де атқара бередi. Демек, ислам қазаққа қажеттiлiк болған емес, қазақтар өздерi исламнан керегiн алды, мысалы Орта Азияда сопылық тақуалық дәстүрiнде ортодоксалдық сипат алса, қазақ жерiнде сопылық, халық поэзиясында өрiс тапты. Айтпағым, ғашықтық жырлардың дамуына тигiзген сопылық дүниетанымның әсерi. Қысқаша айтқанда қазақ халқы көбiнесе өлiп - талып, исламға берiлiп құлшылық етпеген. Осы ерекшелiк құдайға құлшылық жасағаннан-ақ байқалды. Сахараның кеңдiгi қазақтарға iс - әрекет еркіндiгiн берген. Еркiн адам құдайға да құлшылық етуден бой тартып әрекет еркiндiгiн сақтаған.