İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Yirmi Birinci Söz.

Ornament

Övgü kavramının anlamı oldukça geniştir. Övünme arayışında olmayan bir kimseye rastlamadım. Devlet kademelerindeki makamlar, toplumsal unvanlar, akademik ya da mesleki dereceler ve verilen ödüllerin tamamı, doğrudan ya da dolaylı biçimde övgü ve prestij arzusuyla bağlantılıdır. Bu konuyu Abay şu şekilde analiz eder: Ona göre övünmenin iki biçimi vardır; birincisi büyüklük, ikincisi ise övünme tutkusu ya da gösteriş merakıdır.

Abay büyüklüğü şöyle tanımlar: “Büyüklük, insanın kendi değerinin farkında olmasıdır. Yani cahilliğin, övünmenin, ayıp ve faydasız işlerin, dedikodunun, yalanın ve benzeri kötü davranışların kendisine yakışmadığını bilerek onlardan uzak durmasıdır. Bu nitelik akıllı, vicdanlı ve olgun kişilere has bir özelliktir. Böyle kimselere ne övünen ne de övgüye düşkün kişiler diyebiliriz. Bir kimsenin öz niteliğini doğru biçimde belirlemek, bunu açıkça ortaya koymak ve bu doğrultuda ona gereken saygı ve takdiri göstermek, övünme değil; aklın, erdemin ve toplumsal olgunluğun göstergesidir. Aksi durumda, Abay’ın “birimler” (seçkin, nitelikli kişiler) olarak tanımladığı kimseler kitle içinde eriyip kaybolur; böylece toplum önderlikten, bilgelikten ve cesur rehberlerden yoksun kalır.

Kazak yaşamında “büyük” kavramının yeri başkadır. Büyüğe saygı göstermek yalnızca yaşça büyük olanı kastetmez.

Büyüklük”, insaniyet, kişilik ve vicdan demektir. Bu anlamların halk terbiyesindeki yeri son derece önemlidir. Büyüklerin sözleri halk için adeta bir kanun değerindedir. İnsan büyüklüğe erken yaşta da ulaşabilir. Nitekim Kazıbek’e delikanlılık çağında, sözündeki gürlük nedeniyle “Kaz sedalı Kazıbek Bi*” ünvanı verilmiştir. Demek ki ona “büyüklük” çok erken yaşta gelmiştir. Abay da “büyüklük” kavramını bu bağlamda ele alır.

Büyüklere duyulan saygı ve hürmet farklıdır. Böyle kişileri övmek, onların soyundaki iyi özellikleri takdir etmek ve onlara değer vermektir. Abay övgünün ikinci türünü “övünmek” diye adlandırır ve övünmenin üç çeşidi olduğunu belirtir: “Birincisi, yabancılar için övünme peşinde olandır. Böyle biri cahildir; fakat cahil olsa bile insandır. Bu tür övünmede kişi, halkının kendisini övmesini ister. Fakat halk onu niçin övsün—bunun üzerinde düşünmez. Halkın övmesi için akıllı, vicdanlı ve halkına hizmet eden biri olması gerekir. Bu düşüncelerden uzak olup yalnızca övgü peşinde koşmak cahilliktir; buna rağmen Abay böylelerini yine de “insandır” diye niteler. Bunun sebebi, sözlerinin yöneticiler hakkında da olabilmesidir. Halkı yönetmek için pek çok nitelik gerekir; yönetici cahil de olsa insandır.

Bir övüngenliğin ikinci türü ise, kişinin “kendi halkı içinde övülmeye değer bir övgü araması”dır. Abay’a göre böyle bir kimsenin cehaleti tamdır; insanlığı ise yeterince gelişmemiştir. Bu tür bir kişi, akrabalarının kendisini övmesini bekler; ancak akrabalarının onu hangi gerekçeyle övmeleri gerektiği üzerine düşünmez. Bu nedenle Abay, akrabasından övgü talep eden kişiyi “cehaleti tam birey” olarak değerlendirir. Böyle bir kimsenin insanlığı da eksiktir; varlığı, nitelik bakımından boş ve yetersizdir.

Övüngenliğin en kötüsü, en sakıncalsı üçüncü türdür: başkalarının onaylamayacağı, hiçbir toplumsal karşılığı olmayan bir övgüyü arayan kişidir. Abay bu tür kimseleri, “O, cahilin de cahilidir; artık insan bile değildir,” diye niteler. Akrabalarının arasında kendi kendini övüp bununla bir yere varacağını sanmak, elbette insanlık vasfıyla bağdaşmaz. Böyle bir övüngenlik, kişinin akılsızlığının, hedefsizliğinin ve tembelliğinin açık bir belirtisidir. Kısas bir sözle: Yoksul çabalar, tembel ise övünmekle yetinir; çünkü yoksullukla tembellik çoğu zaman birbirinin ayrılmaz iki kardeşidir. Böyle bir övüngenin kişiliğinde Abay’ın tek tek saydığı şu olumsuz niteliklerin hepsi bulunabilir: görgüsüzlük, arsızlık, iradesizlik, faydasızlık, dedikoduculuk, yalancılık ve güvensizlik. En kötüsü ise şudur: Böyle bir kişi, tüm bu olumsuz özellikleri bilse bile onları ayıp ya da utanç saymaz. Zira Abay’ın ifadesiyle, övüngen dediğimiz kişi “demesin” diye çekinmez, aksine “desin” ister. Hangi davranışı, hangi işi nedeniyle başkalarının bir şey söyleyeceği onun için önemli değildir. Yeter ki biri, ne sebeple olursa olsun, onun hakkında bir söz etsin; onun aradığı tek şey budur.

Abay bu “kara sözünde” üç kavramı açıklar: övgü, büyüklük ve övünmek. Bunların insanlar arasındaki işlevleri farklıdır. Abay’ın görüşüne göre insanoğlunun zamanla bu övgü arzusundan kurtulması zordur. Kazaklar şöyle der: “İyi söz rızkın yarısıdır.”, “İyi kişinin iyiliğini söyle ki nuru taşsın; kötü kişinin kötülüğünü söyle ki huyu kaçsın. Abay’ın “büyüklük”ten kastı da budur. İyi kişinin iyiliğini söylemek ibrettir; kişinin kendi kendini övmesinin cehalet olduğunu dile getirmek ise terbiye olur. Şairin bu konuda söylediği şu sonuç, özellikle gençler için önemlidir:

Kötülükten uzak durur, ondan tiksinirsen, her yıl biraz daha olgunlaşıp açılırsın.

Öğrendiğini çabuk benimse, fakat çabuk da tüketme; çünkü gençlik çağında gönül bir çiçek gibidir. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

1. Büyüklük: Ahlak, vicdan ve erdem bakımından olgun olmak; gerçek değer sahibi kişi olmak.

2. Övünme: Kişinin başkalarının takdirini araması, kendini öne çıkarmaya çalışması.

3. Övüngenlik: Aşırı ve temelsiz övünme; gösteriş merakı.

4. İnsanlığı eksik olmak: Ahlaki ve kişisel yönleri tam gelişmemiş olmak.

5. Kof insan / İç boş kişi: İçeriği olmayan, manevi ve karakter bakımından zayıf kişi.

6. Görgüsüz: Edep kurallarına uymayan, kaba davranışlı.

7. Utanmaz: Utanma duygusu olmayan kimse.

8. İradesiz: Kendine hâkim olamayan, disiplin sahibi olmayan.

9. Faydasız: Topluma veya çevreye katkısı olmayan kişi.

10. Dedikoducu: Başkasının arkasından konuşan, laf taşıyan kişi.

11. Yalancı: Gerçeğe aykırı söz söyleyen kişi.

12. Aldatıcı: İnsanları kandıran kişi.

* Kazıbek Bi kimdir? Kazıbek Bi (1692–1764), Kazak tarihinin en büyük bilge beylik (bi) şahsiyetlerinden biridir. Üç büyük biy’den biri olarak bilinir: Töle Bi, Kazbek Bi, Ayteke Bi.

“KİMİ SEVDİN, KİMİN İYİLİĞİNİ DİLEDİN?”

Жиырма бiрiншi сөз.

Ornament

Мақтан деген өте күрделi нәрсе. Мақтан iздемеген адамды мен көрмедiм. Мемлекеттiк лауазымдар, атақтар, дәрежелер, берiлетiн сыйлықтар бәрi - бәрi мақтанға қатысты. Осы мәселенi Абай былайша талдап берген. Осы мақтанның екi түрлiсiн байқадым дейдi: бiрiншiсiнiң аты үлкендiк, екiншiсi - мақтаншақтық. Абай үлкедiк дегенге мынадай түсiнiк берген: “Үлкендiк – адам iшiнен өзiн - өзi бағалы есеп қылмақ. Яғни надан атанбастығын, жеңiл атанбастығын, мақтаншақ атанбастығын, әдепсiз, арсыз, байлаусыз, пайдасыз, сұрамшақ, өсекшi, өтiрiкшi, алдамшы кеселдi - осындай жарамсыз қылықтардан сақтанып, сол мiнездердi бойына қорлық бiлiп, өзiн ондайлардан зор есептемек. Бұл мiнез ақылдылардың, арлылардың, артықтардың мiнезi”. Мұндай адамдарды мақтаншақ не мақтан сүйгiш жандар деуге болмайды. Кiмнiң кiм екенiн анықтап, дәл басып, ашып айтып, соған орай құрмет ету, талап ету мақтаншақ емес ақылдылықтың, артықтықтың белгiсi олай болмағанда ақын айтқан “единицалар” көппен бiрге араласып кетiп, ел басшысыз, кемеңгерсiз, батырсыз қалмақ. Абай айтқан “үлкендiк” деген ұғым әр бөлiмiнде(этикада) әлi өз орнын таппай жүр. Қазақ тұрмысында үлкендердiң орны ерекше болатын. Үлкендердi сыйлау деген жасы үлкендi сыйлау дегенмен анықталмайды. “Үлкендiк” деген адамгершiлiк, кiсiлiк, арлылық деген ұғымдардан тұрады. Осы ұғым халық тәрбиесiнде ерекше қызмет атқарған. Үлкендер айтты деген сөз қазақтар үшiн заң ретiнде қабылданған. Адам үлкендiкке тым ерте жетуi әбден мүмкiн. Мысалы Қазбек би.

бозбала кезiнде-ақ Қаз дауысты Қазбек атанды. Демек, оған “үлкендiк” тым ерте келген. Абай үлкендiк дегенде осындай жайларды ескерген. Үлкенге сый да, құрмет те ерекше. Оны мақтау адам бойындағы асыл қасиеттердi тану, бағалау. Абай мақтанның екiншi түрiн мақтаншақтық дей келе оның оның үш түрлi болатынын айтқан: “Бiреуi жатқа мақтанарлық мақтанды iздейдi. Ол - надан, ләкин надан болса да адам”. Жатқа мақталсам дегенде елiм мақтаса екен деп ойлайды. Елi не үшiн мақтауы керек екенiмен оның жұмысы жоқ. Ел мақтауы үшiн үлкен болуы керек, халыққа адал қызмет ету керек. Ондай ойсыз әншейiн менi басқа ел мақтаса екен деушiлiк, әрине надандық, бiрақ ондайларды Абай адам санатынан шығармайды. Себебi, бұл сөз ел басқарған адамдарға қатысты болса керек. Қанша дегенмен ел басқаруға да көп нәрсе, қасиет керек. Ел басшысы надан болғанмен - адам. Мақтаншақтың екiншi түрi “өз елiнiң iшiнде мақтанарлық мақтанды iздейдi. Оның надандығы толық, адамдығы әбден толық емес”. Мұндай мақтаншақтың ойы ағайыным мақтаса екенге саяды. Ағайыны мұны не үшiн мақтамақ. Ағайынан мақтау iздегендi Абай надандығы толық адам деп бағалаған. Мұндай жанның адамдығы да толық емес, қуыс кеуде. Мақтаншақтың ең сорақы үшiншi түрi өзге кiсi қостамайтын мақтанды iздейтiн адам. Оны Абай “ол - наданның наданы ләкин өзi адам емес”-деп сипаттайды. Ағайын iшiнде өзiн өзi мақтап жетем деу әрине адамдық қаиетке жатпайды. Мұндай мақтаншақ адамның ақылсыздығының, талапсыздығының, жалқаулығының белгiсi. Кедей тыраш келедi, жалқау мақтаншақ келедi, себебi, кедейлiк пен жалқаулық.

ағайындас бiрiнсiз - бiрi болмайды. Мұндай мақтаншақтың бойынан Абай санап берген: әдепсiз, арсыз, байлаусыз, пайдасыз, өсекшi, өтiрiкшi, алдамшы сияқты кеселдi қылықтардың бәрi табылуы ықтимал. Ең жаманы мақтаншақ осы қылықтарды бiлiп - танып оны қорлық деп есптемейдi. Себебi, мақтаншақ дегенiмiздiң өзi Абай айтуынша “демесiн“ демейдi, “десiн” дейдi. Қай әрекеті, не қылығы, iсi ұнап бiреу оған “десiн” дейдi, онда мақтаншақтың шаруасы жоқ. Әйтеуiр өзi туралы бiреу “десе” болғаны. Абай осы сөзiнде үш ұғымды талдаған. Олар мақтан, үлкендiк және мақтаншақтық. Осы үшеуiнiң адамдар арасындағы қызметтерi де үш түрлi. Абайдың айтуынша: “аз ба, көп пе, адам баласы бiр түрлi мақтаннан аман болмағы - қиын iс”. Қазақ айтпаушы ма едi: “Жақсы сөз жарым ырыс” және “Жақсының жақсылығын айт нұры тасысын, жаманның жамандығын айт құты қашсын”-деп. Абай үлкендiк дегендi осы мәнде қолданған. Жақсының жақсылығын айтудың өзi өнеге, ғибрат. Мақтаншақтың надан екенiн айту - тәрбие. Осы тұрғыда ақынның айтқан мына бiр тұжырымы жастар үшiн үлкен үлгi - өнеге: “Жамандықтан жиренсең, ашыларсың жылмажыл.-Тез үйренiп, тез жойма, жас уақытта көңiл - гүл”.