İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Yirmi İkinci Söz.

Ornament

Zengini kötüleyip fakiri övmekle büyümüş bir toplum için Abay’ın bu sözdeki düşüncelerinin ilk bakışta tuhaf görünmesi şaşırtıcı değildir. Nitekim Abay, bu görüşleri nedeniyle zamanında “zengin taraftarı” olmakla bile suçlanmıştır. Oysa meseleye derinlemesine baktığımızda, onun sözlerinin dönemin Kazak toplumunun sosyal yapısını çözümlemeye yönelik olduğu görülür.

Abay, toplumdaki her kesimin konumunu değerlendirerek “Kimi desteklemeli, kime saygı göstermeliyim?” sorusuna cevap aramıştır. Zengine saygı duymak ister; fakat zengin dediği kimseler ne kendilerine ne de mallarına sahip çıkabilmekte, halk arasındaki kurnaz ve aldatıcı tiplerin kolay avı hâline gelmektedir. Efendi” olarak görülenler ise kendi çıkarları için çalışır; toplumun iyiliği adına hareket etmezler. Kaymakam ve kadılar, bu makamlara Tanrı’nın lütfuyla değil, parayla satın alarak gelmişlerdir; bu nedenle onların nüfuzu kar suyunun akıp gitmesi gibi geçicidir. Güçlüleri takdir edelim desek, onların hiçbirinin toplum nezdinde iyi iş ve mertlikleriyle tanındığı görülmez; zira herkes ancak kötü işlerde ‘güçlü’ görünmektedir. Akıllı kimseleri yüceltelim desek, halk arasında gerçek anlamda akıllı bir birey yoktur; buna karşılık kötülük, hile ve düzenbazlık söz konusu olduğunda herkes birden ‘akıllı’ kesilir. Garip ve çaresiz kimseleri onurlandıralım desek, onların deveye binecek güçleri dahi bulunmamaktadır. Geriye kalanlar ise kurnazlar ve kötülük ehli kimselerdir; onlar da toplumu karıştırmadan ve ortalığı huzursuz etmeden varlık gösteremezler. Bu şartlar altında Abay şu soruyu sorar: “Öyleyse kimin iyiliğini dileyeyim? Rızkı olan dava aramaz” atasözünü hatırlatarak, kendi zenginliğinin sahibi bile olamayan, kurnazların, hırsızların, kaymakamların, kadıların ve Rus valilerinin sömürdüğü Kazak zenginlerine acır ve onların iyiliğini dilemeyi doğru bulur. Bu yaklaşım, “Bizim zenginlerimiz kimlerdir?” sorusunun da cevabıdır. Peki Kazak zenginlerinin hayatı neden bu kadar zordu? Bunun sebebi:

halkın genel yoksulluğu,

siyasi bağımsızlığın olmaması,

yasaların sömürge yönetiminin çıkarları doğrultusunda düzenlenmesi gibi etkenlerdir. Bu

yüzden zenginler mallarını koruyamaz, toplumda gerçek bir güç odağı olamazlardı. Abay bu sözünde Kazak toplumunun sosyal yapısını da çözümleyerek şu grupları tek tek belirtmiştir: zenginler, efendiler, kadılar, kaymakamlar, güçlüler, akıllılar, garipler, fakirler, kurnazlar ve zalimler. Tümünü sırasıyla değerlendirmiş, toplumun nitelik haritasını çıkarmıştır.

Göçebe yaşam tarzına sahip Kazak toplumunda zenginlerin rolü farklıdır; onlar olmadan köyün işleri dönmezdi. Her köyün kendine özgü bir zengini olur ve toplum buna göre bir düzen içerisinde şekillenir. Bu sebeple Abay, özellikle Kazak zenginlerinin içinde bulunduğu duruma acımış ve onların sosyal yapı içindeki kırılganlığını göstermiştir. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

1. Mertlik: Dürüstlük, cesaret ve sözünde durma gibi erdemli nitelikleri ifade eder.

2. Fesat: Bozgunculuk, düzen bozma; toplumsal huzuru tehdit eden kötü niyetli davranış.

3. Düzenbazlık: hileli, aldatıcı ve oyunlu davranış biçimi.

4. Çaresiz: Güçsüz, imkânsızlık içinde kalmış; kendi başına sorun çözme kapasitesi olmayan kişi.

5. Kurnaz: Amacına ulaşmak için gizli, dolaylı ve çoğu zaman etik dışı yöntemler kullanan kimse.

6. Zalim: Güç veya otoritesini haksızlık yaparak kullanan, başkalarına acı çektiren kişi.

7. Huzursuzluk: Toplum veya birey içinde düzenin bozulması, güven ve sükûnetin kaybolması durumu.

“KÖTÜYLE KARŞILAŞTIRILINCA İYİ OLUNUR MU?”

Жиырма екiншi сөз.

Ornament

Байды даттап, кедейдi мадақтап өскен бiздерге Абайдың бұл сөзiндегi түпкi ойы ерсi көрiнуi ғажап емес. Бұл сөз кезiнде “Абайды байшыл “ ақын деуге сылтау болған. Ал мәселе байыбына тереңiрек барған адам сол замандағы халықтың әлуметтiк болмысына жасалған талдауға тап болады. Абай халық тұрмысындағы әркiмнiң орнын анықтап, соған сай кiмдi жақтап, кiмдi қадірлемекпiн деген ойға қалған. Байды қадiрлейiн десе, оның не өз басына, не малына еркi жоқ, елде кеселдi қулар көбейiп, соларға жем болып жүр. Мырзаларды қадiрлейiн десе ондай мырза елде жоқ, олар қара басының пайдасы үшiн мырзасынып жүр. Болыс пен биге келсек бұл құдайдың қалауымен емес малға сатып алған шендер болғандықтан қардың суы сияқты тұрақсыз. Мықтыны сыйлайық десек жақсы iспен, мәртiкпен ел аузына iлiккен жоқ, жаман iске бәрi мықты. Естiнi қадір тұтайық десек, естi кiсi елде жоқ, арамдыққа, қулық - сұмдыққа келгенде бәрi естi. Ғарiп қасар бейшараны сыйлайын десең түйеге мiнерлiк қауқары жоқ, ендi қалғаны қу мен сұм, олар елдi шулатпай өздерi де тыныштық таппайды. Сонда кiмнiң тiлеуiн тiлеймiн дейдi Абай. “Ырыс баққан, дау бақпас” деген мақалға тоқтап Абай өз байлығына өзi ие бола алмай, қу, сұмға, ұры - қарыға, болыс, биге, орыс әкiмiне жем болып жүрген қазақтың момын байларын аяп, соның тiлеуiн тiлегендi жөн көрген. Бұл бiздiң “қазақ байлары” кiмдер едi деген сұраққа жауап. Қазақ байлары неге осылай ауыр халде өмiр кешкен, себебi жалпы қазақ тұрмысының жұтандығында, саяси бас еркiнiң жоқтығында, заң жүйесiнiң отаршылдар мүддесiне орай ғана қызмет етуiн-.

де. Сондықтан да қазақ байы бiр жұтханизмi жоқ. Бұл бiрiншi қорытынды, екiншi Абай осы сөзiнде қазақ тұрмысының әлуметтiк құрылымын ашып берген, кiмнiң кiм екенiн айтқан. Олар: байлар, мырзалар, болыс пен билер, мықты, естi кiсiлер, ғарiп - қасар бишаралар, қу мен сұмдар. Ослардың әрқайсысының қазақ елiнде өз орындары болған, соны Абай рет-ретiмен ашып берген. Абай ұғымында халықтың құты қазақ байлары, олардың iс-әрекетiне қарап, жиған - терген мүлiгiне қарап елдiң болмысын анықтауға болады. Көшпелi халық тұрмысында байдың орны ерекше. Оларсыз ауылда әрекет жоқ. Әр ауылдың өз байлары бар, соған қарап адамдар бiр жүйеген тартылған. Сондықтан Абай қазақ байларына жанашарлық бiлдiрген.