İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Yirmi Dördüncü Söz.

Ornament

Abay, kendisini değil, halkının yaşamını ve geleceğini düşünerek kaygılanır. Ona göre Kazaklarda dostluk, düşmanlık, övgü, gayret, kazanç, hüner ve insanlık gibi kavramların algılanış biçimi diğer halklardan farklıdır. Peki Kazaklar bu bakımdan nasıl ayrılır? Onlar çoğu kez birbirlerini gözetler, hırsızlığa yönelir ve küçük çıkarların peşine düşerek nefislerinin esiri hâline gelirler. Yüz kişinin ardından iki yüz kişi dava açmak için durmaksızın suç gerekçesi arar. Bu böyle sürdüğü takdirde Kazaklar birbirlerini tüketip mahvedecektir. Bu çekişmeden kimin yarar sağlayacağı, kimin zarar göreceği üzerine düşünen kimse yoktur.

Abay, “Biz böylesine bir milletin maskarası hâline gelmişken yaşamımızı nasıl sürdürebiliriz?” sorusunu gelecek kuşaklara adeta bir vasiyet olarak bırakır. Ona göre Kazakların bu duruma düşmesinin temel sebeplerinden biri milliyetçilik duygusunun zayıflığıdır; bir diğeri ise halkın yalnızca günlük geçim meselelerine gömülmüş olmasıdır. Kazakların çağdaş ve gelişmiş bir toplum hâline gelmesini istemek, zaten dönemin Çarlık yöneticileri için kabul edilebilir bir şey değildir. Fakat daha da önemlisi, halkın içinden çıkıp da milleti birlik ve ulus olma bilincine çağıracak bir kişi de yoktur. Akıllı” ve “güçlü” denilen kimseler bile “Bolıs olsam, Bey olsam” düşüncesiyle hareket ederler. Halkın geleceğini dert edecek bir yiğidin bulunmaması, şairi derinden kederlendiren asıl sebeptir. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

1.Kaygılanmak (fiil): Bir durumun kötü sonuçlanabileceğini düşünerek endişe duymak,

gelecekle ilgili içten bir huzursuzluk hissetmek.

2. Gelecek kuşak: Gelecek nesil; toplumun devamını oluşturacak insanlar.

3. Çarlık yöneticileri: 19.yüzyılda Rusya’yı yöneten Çarlık (monarşi) yönetiminin idarecileri; Rus İmparatorluğu’nun politik ve idarî yetkilileri.

4. Ulus: Ortak bir dil, kültür, tarih, kimlik ve çoğu zaman ortak bir yaşam alanı paylaşan insanların oluşturduğu toplum; millet.

“BENIM SÖYLEDIĞIM YOL, MAL SARF ETMEYI GEREKTIREN YOLDUR”

Жиырма төртiншi сөз.

Ornament

Абай өз басының қамын емес, халқының тұрмысын ойлап, оның болашағына көз жiберiп қапа болады. Бiздiң қазақтың достығы, дұшпандығы, мақтаны, мықтылығы, мал iздеуi, өнер iздеуi, жұрт тануы ешбiр халыққа ұқсамайды, дейдi ол. Сонда қазақтар несiмен ерекше. Бiрiн - бiрi аңдый, ұрлыққа әуестенiп ұсақ тiрлiктiң құлдарына айналуымен ерекшеленедi. Жүз адамның соңынан екi жүз кiсi пәле iздеп жүргенi. Осылай бола берсе қазақтар бiрiн - бiрi құртып тынбақ. Одан кiм пайда табады, кiм ұтылады, оны ақылға салатын жан және де жоқ. Сонда дүние жүзiндегi жұрттың қоры болып жүре бермекпiз бе? Деген сұрақты келер ұрпаққа өсиет етiп қалдырған. Қазақтың мұндай халге түсуiне басты себеп, оның ұлттық мүддесiнiң қалыптаспағандығында. Жұрт қайткенде де сол бiр құзғын өңештiң қамын ойлап күйкi тiрлiкпен күн кешуiнде. Қазақ өркенеттi халық болсын деген ойдың патша әкiмдерiне жат екенi анық, ал ел iшiнен бел шешiп сыбанып ұлт болуға шақырған азамат және де жоқ. Естi, мықты дегендер болыс, би босам екен дейдi. Ел қамын жеген ер де жоқ деп ақынның қапа болуы сондықтан.