İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Yirmi Altıncı Söz.

Ornament

Bu bölüm, kararsızlık ve tutarsızlık üzerine söylenmiş sözleri konu alır. Kararlılık, bilinçli ve amaçlı bir çabayı gerektirir. Abay ise, bilinçsizce en küçük şeye bile çocukça sevinen, düşüncesiz bir neşeyle kendinden geçen Kazakları eleştirir. Şöyle der: “Kazağımız, koşturduğu atı yarışı kazansa, güreşe çıkardığı pehlivan galip gelse, saldığı kuş avını alsa, ya da köpeği başkalarınınkini geçerek avı yakalasa aklını yitirircesine bir sevinir. Bilmem, bundan başka bir sevincimiz var mı? Herhâlde yoktur.

Elbette bu tür olayların bir eğlence yanı vardır; sahibi için sevinmek doğaldır. Ancak bütün sevincin bununla sınırlı olması doğru değildir. Abay’ın eleştirdiği nokta, Kazak yaşamının ve faaliyet alanının son derece dar ve sınırlı olmasıdır. Dünyadaki çeşit çeşit güzellik ve bilginin farkına varılmaması; köy çevresinden dışarı çıkmadan bildiğiyle yetinilmesi şairi öfkelendirir. Başkalarının kentler kurduğunu, çocuklarını eğittiğini, dinini koruduğunu, bilimin peşine düştüğünü görür; buna karşılık “kandaş Kazaklarının” yoksul yaşamına, zihnî daralmışlığına, dünyayı kavrayamayan dar anlayışına ve duygu dünyasındaki sınırlılığa üzülür. Abay’ın “Kazak’ın Kazak’tan başka düşmanı yoktur” yargısına varması bile, içine kapanık ve dar bir yaşam anlayışının doğurduğu bir düşüncedir. Üretken iş yapmayan Kazak, önemsiz bir şeyi büyük bir iş gibi görüp kendi kendine sevinir; hatta “şu başkalarını kızdırayım” diye düşünür. Oysa birini kızdırmak - şeriata göre haram, işe göre zararlı, akla göre de yanlıştır. İnsan, sırf bir başkasını kızdırmayı ne diye bir başarı sayar ve bununla övünür? Peki ya kızan kişinin bu kadar alınması neyin ifadesidir? Abay sorar: “Birini kızdırmak ne zamandan beri erdem sayıldı ki, insan bununla övünsün? Hem kızan kişi de bundan nasıl böyle büyük bir incinme duyar?

Bu meselede Abay, yine insanlık ölçüsünü esas alır. Nitekim bugün üstün görülen at, yarın yenilebilir; güçlü bir yiğit bu köyden çıkar, ertesi gün bir başka köyden. Bir kez kazanmak ya da bir kez öne geçmek sürekli değildir. Bu yüzden, sahip olanın ölçüsüzce sevinmesi ya da utanması akla uygun değildir. Çünkü “utanç duyulmayacak şeyden utanır, utanç verici şeyden utanmaz. Bütün bunlar cehaletin ve düşüncesizliğin sonucudur. Elbette Abay’ın söyledikleri doğrudur; ancak Kazak, hızlı atına, çevik kuşuna, bilek gücüne sevinmeyecekse neye sevinecektir? Mesele, sevincin kendisinden çok, ölçüsünde ve bu sevincin ötesine geçen yararlı bir etkinliğin bulunmayışındadır. Dünyada “ilgi çekici” olan şeyler vardır, “sevinç veren” şeyler de vardır. Şüphesiz hızlı at, avcı köpek, kartal kuşu da birer “ilgi”dir; hatta bir tür sanat sayılabilir. Ancak dünyanın başka türlü güzellikleri de vardır; işte Abay, insanı o başka alanlara yönelmeye çağırır. Abay şöyle der: “Kötülüğü âdet edinen Kazak, bu âdetinden ancak korktuğu zaman ya da ölürken vazgeçer; yoksa aklıyla yenip bunun yanlış olduğunu düşünüp kendi isteğiyle bırakan birine rastlayamazsın. Bu söz yerindedir. Çünkü inatçılık akıl değil, düşüncesizliktir. Düşüncesiz insan ise kendi kusurunu göremeyen, duyarlılıktan yoksun kişidir. Duyarlılık ise her şeyin değerini sezebilme yeteneğinden doğar. Atalarım böyle yapmıştı” diyerek davranışı sorgulamadan sürdürmek çoğu zaman insanı kararsızlığa ve tutarsızlığa götürür. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

1. Tutarsızlık: Düşünce ve davranışlarda kararlılık ve süreklilik olmaması; bir konuda sağlam duruş sergileyememe.

2. Ölçüsüz sevinç: Gerçek değeri küçük bir olay karşısında aşırı ve abartılı sevinmek.

3. Duyarsızlık: Kendi hatasını fark etmeme, başkalarının duygularını anlamama; hissiz ve tepkisiz olma.

4. İnada sapmak / İnattan vazgeçmemek: Mantıklı sebepler olsa bile kendi bildiğinde ısrar etmek, fikrini değiştirmemekte direnmek.

5. Gelenekçilik (sorgulamadan gelenek sürdürme): Sırf atalar böyle yaptığı için bir davranışı eleştirmeden sürdürmek; düşünsel yeniliğe kapalı olmak.

6. Aşırı gurur / Boş övünme: Gerçek bir başarı olmadan kendini büyük görme, başkalarını kızdırmayı başarı sayma.

7. Duyarlılık: Bir şeyin değerini, anlamını veya etkisini hissedebilme ve fark edebilme yetisi.

MUTLAK AKIL

Жиырма алтыншы сөз.

Ornament

Бұл тиянақсыздық туралы сөз. Тиянақтылық саналы әрекеттi талап етедi. Санасыз әлденеге балаша мәз болып, ессiз қуанғандықты Абай сынайды: “ Бiздiң қазақтың қосқан аты алдына келсе, күреске түсiрген балуаны жықса, салған құсы алса, қосқан итi өзгеден озып барып ұстаса, есi шығып бiр қуанады. Бiлмеймiн содан артық қуанышы ба ма екен? Әй жоқ та шығар”. Әрине мұндай iстердi қызық, көрiп иесiнiң қуануы орынды, Бiрақ бар қуаныш осымен шектелмесе керек. Абайдың айтып отырғаны қазақтың тұрмысының, қарекетiнiң шектеулiлiгi. Дүниедегi қызықтың бәрiн танып бiлмеуi, ауыл төңiрегiнен ұзап шықпай, сол бiлгенiне мәз болуы ақынды шамдандырады. Ол өзге жұрттың қала салып, бала оқытып, дiндi қорғап, бiлiм жолына түсiп зор қуанышқа бөленгенiн көрiп “қазақ қандасының” тұрмысының жұпынылығына, санасының жұтаңдығына, түсiнiгiнiң тарлығына, сезiмнiң шектеулiгiне налыс бiлдiрген. Абайдың тiптен “қазақтың қазақтан басқа жауы жоқ”-деген пiкiрге келуiнiң өзi томаға - тұйық тiршiлiктiң тынысынан шыққан ой. Қарекетсiз қазақ әлдененi бiр үлкен iс қылып, өзiнше қуған болып “ана өзгелердi ызаландырсам екен демек. Бiреудi ызаландырсаң-шариғатқа харам, шаруаға залал, ақылға терiс. Әншейiн бiреудi ыза қылмақтың несiн дәулет бiлiп, қуанады екен? Жә, бомаса, ана ыза болушы соншалық неген жер болып қалады екен?” Абай бұл мәселеге де адамгершiлiк тұрғысынан келген. Шынында да жүйрiк ат бүгiн бар да ертең жоқ. Сол сияқты мықты жiгiт бүгiн осы елден, ертең басқа жұрттан шығады.

Бiр жыққан, бiр озған, үнемi озып жүрмейдi сондықтан иесiне шектен шыға қуанып, несiне ұялып, “ұялмас нәрседен ұялады, ұяларлық нәрседен ұялмайды. Бұның бәрi - надандық, ақымақтықтың әсерi”. Әрине Абайдың айтқаны дұрыс, бiрақ, қазақ жүйрiк атқа, ұшқыр құсқа, бiлек күшiне қуанбағанда несiне қуанбақ, мәселе мөлшерде, сол қуаныштың шегiнде, одан өзге пайдалы iс-әрекеттiң жоқтығында. Дүниеде “қызық” деген бар, “қуаныш” деген бар. Жүйiрiк ат, ит, қыран құс-қызық. Ол да өнердiң бiр түрi. Алайда әлемде өзге де қызықтар бар, соған ұмтылған жолды көксей Абай: “ Не жаманшылық болса бiр әдет етсе, қазақ ол әдетiнен ерiксiз қорыққанда я өлгенде тоқтайды, бомаса ақылына жеңгiзiп, мұны терiс екен деп өздiгiнен тоқтаған адамды көрмессiң” дейдi. Ақынның бұл айтқаны орынды. Бiр беткейлiк ақылдық емес, ойсыздық. Ал әрбiр ойсыз адам өз мiнiн өзi көрмейтiн сезiмсiз жан. Сезiмталдық әр нәрсенiң парқын аңғарушылықтан туады, әйтеуiр бабам жасаған әрекет екендеп, дәстүрден озбау көбiне тиянақсыздыққа бастайды.