İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Otuzuncu Söz.

Ornament

Abay, Yirmi Birinci Söz’ünde övgünün iki türü bulunduğunu belirtmişti: büyüklük ve övünme. Bu sözünde ise özellikle “yalan övünme” olarak nitelendirdiği bir övgü biçimi üzerinde durur. Abay’a göre bu tür övünme, ahlâkî ve zihinsel temelden yoksun bir tutumdur. Nitekim o, bu kimseleri şöyle tanımlar: Vicdanın ne olduğunu bilmeyen, namus kavramından yoksun, derin düşünme yeteneği bulunmayan; ne gerçek anlamda güçlü, ne de yiğit olan; insanî vasıfları ve aklî olgunluğu gelişmemiş kişiler.

Bu tür kimselerin sözleri ile davranışları arasında derin bir uçurum vardır; söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmaz. Dile getirdikleri sözler, taşıması gereken ahlâkî değerden ve tutarlılıktan uzaktır. Çoğunlukla korkak ve yalancı bir karakter sergilerler. Sözlerine bakıldığında ölümden korkmadıkları, kimseye boyun eğmedikleri izlenimini verirler; ancak fiilî durum, bunun tam tersini ortaya koyar. İşte “Utanmaz yüze yorulmaz çene verir” atasözü, bu tür kişilikleri tanımlamak üzere söylenmiştir.

Abay’a göre “yalan övünme” olarak adlandırılan bu tutum, cömert ve dürüst insanlarda görülmez. Bu durum, söz konusu kimselerin ne kendilerine ne de başkalarına herhangi bir fayda sağladığını göstermektedir. Aksine, onların bulunduğu ortamlarda genellikle kavga, dedikodu ve boş konuşma hâkim olur. Abay, bu kişileri “vicdansız” ve “utanmaz” olarak nitelendirerek, ahlâkî açıdan net bir değerlendirme ortaya koyar. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

Yalan övünme: Kişinin sahip olmadığı nitelikleri varmış gibi göstererek kendini yüceltme çabasıdır.

Vicdan: Bireyin iyi ile kötüyü ayırt etmesini sağlayan, davranışlarını ahlâkî ölçütlere göre değerlendiren içsel bilinçtir. Vicdanın yokluğu, insanî değerlerin zayıflamasına ve sorumsuz davranışların ortaya çıkmasına yol açar.

Övünme: Kişinin kendisini başkalarından üstün göstermeye yönelik söz ve davranışlar sergilemesidir.

Tutarsızlık: Söylenen sözler ile sergilenen davranışlar arasındaki uyumsuzluk hâlidir.

DÜŞÜNCEYE ZARAR VEREN ŞEYLER

Отызыншы сөз.

Ornament

Абай жиырма бiрiншi сөзiнде мақтанның екi түрлiсiн байқадым деп жазған едi. Оның түрлерi үлкендiк және мақтаншақтық. Бұл сөзiнде Абай “Қырт мақтан” деген бiр мақтан бар дейдi. Ол не? Оған Абай былайша түсiнiктеме берген: “Ол ар, естi бiлмейдi, намысты бiлмейдi, кең толғау, үлкен ой жоқ, не балуандығы жоқ, не батырлығы жоқ, не адамдығы жоқ, не ақылдығы, арлығы жоқ”. Мұндай мақтаншақтардың сөзi мен iсiнiң арасы жер мен көктей, өздерi айтқан сөздерiне өздерi лайық емес. Әдетте қырт мақтаншақтар қорқақ, суайт, даңғаза болып келедi. Сөздерiне қарасаң мұндайлар өлiмнен де қорықпайды, ешкiмге бас та имейдi. Ал шынтуайтқа келгенде нақтылы iстен тайып шыға келедi. Олардың мiнезiн “Ұялмас бетке талмас жақ бередi”- деген халық мақалы дөп шыққан. Абайдың айтқан бұл “Қырт мақтанын” iскер, сертке берiк жаны жомарт жанның бойынан таппайсың. Демек, мұндай мақтанға ұрынған адамды нағыз ант ұрған, желөкпе дей бер. Олар не өзiн, не өзгенi көгертпейдi, жүрген жерi айқай - шу, сөз тасу, ретi келсiн, келмесiн кеңiрдек керу. Абай оларды арсыз, ұятсыздардың бiрi, - деп сынаған.