İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Otuz Birinci Söz.

Ornament

Abay, işitilen bir bilginin kalıcı hâle gelmesi için dört temel ilkenin varlığından söz eder. Buna göre, öncelikle insanın öğrenmeye gönülden yönelmiş ve zihinsel olarak hazır olması gerekir; ikinci olarak, bir sözü işittiğinde ya da bir durumu gördüğünde ondan ibret alarak, dikkat ve istekle anlamaya çalışması; üçüncü olarak, öğrenilen şeyi zihninde birkaç kez tekrarlayıp üzerinde düşünerek onu gönülde ve zihinde sağlamlaştırması; dördüncü olarak ise düşünceye zarar veren unsurlardan uzak durmasıdır.

Bu dört yolun ikincisi ve üçüncüsü açık ve anlaşılır niteliktedir; ayrıca ayrıntılı bir açıklama gerektirmez. Üzerinde özellikle durulması gereken hususlar, birinci ve dördüncü yollardır.

İşitilen şeyi unutmamak için insanın yürekten bağlı olması gerekir” sözüyle Abay neyi kastetmektedir? Bu bağlamda iki husus öne çıkar. Birincisi, insanın hayatta belirli bir hedefe sahip olması ve bu hedef doğrultusunda bilinçli bir çaba göstermesidir. İkincisi ise, bu bağlılığın doğrudan imanla ilişkili olmasıdır. İnsan, gerçekten inandığı bir şeye ancak yürekten bağlanabilir. İnanç, zihni diri tutan ve bilgiyi kalıcı hâle getiren temel güçtür.

Abay’ın işitilen şeyin unutulmaması için ileri sürdüğü dördüncü sebep ise anlam bakımından son derece derindir. Düşünceye zarar veren şeyler” ifadesine, bu yoğunlukta, ancak Abay’ın Sözlerinde rastlanır. Abay bu kavramı soyut bırakmaz; düşünceye zarar veren unsurları tek tek açıklar. Bunlar: “kaygısızlık, gevşeklik ve sorumsuzluk, eğlenceye ve gülmeye aşırı düşkünlük, ya derin bir kaygıya sürüklenme ya da herhangi bir şeye karşı tutku duymasıdır”.

Abay’a göre kaygısızlık ve sorumsuzluk, cehaletin birer türüdür. Nitekim şair, şiirlerinde “Kaygı akıllılıktır, halkın güvencesidir” diyerek kaygının bilinçle ilişkisini vurgular. Kaygısız insan sorumsuzdur; boş vermiş tavrı ise bilgisizlikten kaynaklanır. Zira hayat, insandan yaşam iradesi talep eder; Allah da kulundan çaba ve hareket bekler. İnsan dünyaya yaşamak için gelmiştir. Hayat, insanın varlık alanıdır; Allah ise bu varlığı mümkün kılan kudrettir. Bu sebeple insan, her şeyi oluruna bırakan bir tutum içinde olamaz. Abay’ın anlatmak istediği temel düşünce budur.

Eğlence düşkünlüğü de Abay’ın tüm eserlerinde eleştirdiği davranışlardan biridir ve o da cehaletin bir başka görünümüdür. Elbette hayatta eğlenmeye ve gülmeye yer vardır; bunlar olmadan hayat tatsızlaşır. Ancak Abay, her şeyde olduğu gibi eğlencenin de yerinde ve ölçülü olması gerektiğini savunur. Aşırılık cehalet, ölçü ise akıllılıktır. İnsanlar bu konuda çoğu zaman yanılgıya düşerler.

Abay, kaygı meselesi üzerinde de özellikle durur. İnsanın kaygısız bir hayat sürmesi mümkün değildir; ancak kaygının da bir sınırı olmalıdır. Kaygıya karşı direnebilmek yiğitliktir; fakat kaygıyı kabullenip onunla birlikte bilinçli hareket edebilmek de büyük bir erdemdir.

Tutku, son derece kapsamlı ve derin bir konudur. Zira tutku ortaya çıkmadan hiçbir iş başlatılamaz. Bilginin de, bilimin de, sevginin de temelinde tutku yer alır. Asıl mesele, tutkunun ölçüsündedir. Tutkunun esiri olunduğunda söz tükenir; ancak tutku denetim altına alınabildiğinde, işler yoluna girmeye başlar.

Abay, sözlerini “Bu dört husus, akla ve bilime bütünüyle zarar veren davranışlardır” diyerek tamamlar. Bu hükme ilave edilecek bir söz yoktur; zira bunlar, yerinde ve derin bir tefekkürün ürünüdür. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

Hedef: Bir kişinin ulaşmak istediği amaç ya da varmak istediği sonuçtur.

Gevşeklik: Sorumluluk bilincinin zayıflaması, görev ve yükümlülükleri ciddiye almama hâlidir. Gevşeklik, disiplin eksikliğine yol açar ve kişinin zihinsel ve ahlaki gelişimini olumsuz etkiler.

Sorumsuzluk: Bireyin yaptığı davranışların sonuçlarını üstlenmemesi ya da bu sonuçları önemsememesidir.

Kaygı: Geleceğe, belirsizliğe ya da olası tehlikelere yönelik duyulan endişe hâlidir. Ölçülü kaygı, insanı tedbirli ve bilinçli davranmaya yöneltirken; aşırı kaygı düşünceyi felce uğratabilir.

Tutku: Bir şeye karşı duyulan güçlü istek ve derin bağlılıktır. Tutku, insanı harekete geçiren temel güçlerden biridir; ancak denetim altına alınmadığında kişiyi esir alabilir.

Tefekkür: İnsanın bir konu üzerinde derinlemesine düşünmesi, olayların nedenlerini ve sonuçlarını sorgulamasıdır. Tefekkür, yüzeysel bilgiden ziyade anlamaya ve hikmete ulaşmayı amaçlayan bilinçli bir düşünme sürecidir.

ÖĞRENMENİN ŞARTLARI

Отыз бiрiншi сөз.

Ornament

Абай әр естiлген нәрсенi ұмытпау үшiн төрт түрлi себеп бар дейдi. Олар: “әуелi - көкiрегi байлаулы берiк болмақ керек; екiншi - сол нәрсенi естiгенде я көргенде ғибрәтләну керек, көңiлденiп, тұшынып, ынтамен ұғу керек, үшiншi - сол нәрсенi iшiнен бiрнеше уақыт қайтарып ойланып, көңiлге бiкiту керек; төртiншi – ой кеселi нәрселерден қашық болу керек”. Бұл төрт себептiң екiншi, үшiншiсi түсiнiктi, ерекше талдауды қажет етпейтiн белгiлi жайлар. Түсiнiктi қажет ететiндер бiрiншi, төртiншi себептер. Естiген нәрсенi ұмытпау үшiн адамның көкiрегi байлаулы, берiк болсын дегеннiң нендей мағынасы бар. Көкiрек ойдың байлауы, берiктiгiн бiрiншiден, адамның алдына бiр мақсат қойып, нақтылы iс - әрекетке жұмылғанын айтуға болады. Бұл тиянақтылық, табандылық деген ұғымдарға саятын жай. Екiншiден, ол адамның сенiмiне қатысты айтылған сөз. Әлдебiр сенiм - нанымға келген адамның да көкiрегi байлаулы, берiк болмақ. Үшiншiден, көкiректiң байлаулы, берiктігi адамның адамшылығының өлшемi. Адамшылығы мол, өмiрге орнықты көзқарасы бар адамның көкiрегi берiк болады. Демек алақұйын сезiмдер ыңғайымен жүрген жандардың көкiрегi байлаулы, берiк болмай, шала ұғып, шала түсiнiп, шалақайлықпен күн кешедi. Бұл бiрiншi себеп туралы айтқанда келетiн қорытындымыз. Абайдың айтып отырған төртiншi себебi, өте мәндi. Ой кеселдердi дегендi мен Абайдан ғана тауып отырмын. Ол ой кеселдерiн талдап ашып берген. Олар :” уайымсыз, салғырт-.

тық, ойыншы - күлкiшiлдiк, я бiр қайғыға салыну, я бiр нәрсеге құмарлық пайда болу”. Уайымсыз салғырттық Абайдың өзi жиi айтатын надандықтың белгiсi. Абай өлеңдерiнде “ Уайым ел қорғаны есi барлық”, - деп жазған. Уайымсыз жан жауапсыз адам. Оның дүниеге салғырт болуы да түсiнiктi. Салғырттық бiлместiктен туады. Өмiр адамнан, Алла пендесiне салғырттықты емес, қарекеттi талап етедi. Адам бұл дүниге өмiр сүру үшiн келген, Алла үшiн келмеген. Өмiрде, Алла да адам үшiн қажет. Өмiр адамның ғұмырының кеңiстiгi, Алла өмiр сүруге мүмкiндiк берушi күш. Бар мәселе адамда, ендеше ол неге салғырт болуы керек. Абйдың айтып отырғаны осы мәселе. Ойыншы - күлкiшiлдiктi Абай барлық дерлiк шығармаларында сынап келген. Оның пiкiрiнше бұл да надандықтың белгiсi. “Адамның сүйгенi көппен дүрмек”- дегенде Абай осы жайды айтқан. Өмiрде ойынға да, күлкiге де орын бар, оларсыз қызық жоқ, бiрақ Абай олардың мөлшерiмен болғанын қалайды. Шектен шығу бiлiмсiздiк, шектен шықпау - даналық. Осы екi аралықта адам өте жиi қателеседi. Абай қайғы туралы да көп жазған. Ол мәселе туралы арнайы айтпақпыз. Бұл сөзде Абай қайғыға қатысты мәселенi мөлшермен байланыстырған. Адам баласының басына қайғы түспеуi мүмкiн емес, әңгiме алайда сол қайғыға малынып, бордай ерiп, жүнжiп кетпеуi туралы. Қайғыға қарсы тұра бiлу, оны жеңу де ерлiк, қайғыны мойындап, оның дәл мағынасына сай әрекет ету, яғни қайғылы бола бiлу де ерлiк. Қайғыны өз мөлшерiнде қабылдау қажет. Абай осы мөлшер, шама дегендер туралы айтқан. Құмарлық деген ұлы да үлкен тақырып. Құмарлық пайда болмай ешқандай iс басталмақ емес. Бiлiмнiң де, ғылымның.

да, махаббаттың негiзiнде құмарлық жатыр. Мәселе, тағы да құмарлықтың мөлшерiнде. Құмарлыққа құл болсаң, әңгiменiң аяқталғаны. Егерде құмарлықты билей алсаң iсiң оңға бастайды. Абай осы “төрт нәрсе - күллi ақыл мен ғылымды тоздыратұғын нәрселер”- деп сөзiн аяқтаған. Бұған бiздiң қосып алар пiкiрiмiз жоқ. Орынды айтылған терең тұжырым.