Bu sözde, millî karaktere ilişkin derin düşünceler dile getirilmektedir. Abay, kendi çağdaşları ile atalarını karşılaştırmakta; akrabalarının, önceki nesillere kıyasla bazı yönlerden daha ileri olduklarını kabul etmekle birlikte, günümüz insanlarında atalara özgü iki temel mizacın artık bulunmadığını ifade etmektedir. Söz konusu bu iki mizacın yokluğu nedeniyle, Kazak toplumunun dürüst ve erdemli işleri ilerleme kaydedememektedir. Toplumsal bilinç ve birlik duygusu zayıflamakta; ahlaki çözülme baş göstermekte ve toplum giderek yozlaşma eğilimi göstermektedir.
Onlar nasıl mizaçlardı? Birincisi, eski dönemlerde halk arasında “el başı”, yani toplumun önderi bulunurdu. El başı, halk içindeki işleri düzenli biçimde yönetir; toplum da ona güven duyardı. Herkes başkan olmaya kalkarsa, yüksek bir dağa bile sığamazsınız; eğer bir başkanınız varsa, yanlış ateşte yanmazsınız” denilerek yönetim yetkisi kendisine teslim edilirdi. Bu yetkiyi alan el başı da halka saygı göstererek, adaletle hizmet ederdi.
Abay burada son derece önemli bir meseleye dikkat çeker. Bu mesele, Kazak toplumunun sosyolojik düzeni ile ilgilidir. Kazak köylerinde genellikle akrabalık bağları güçlüydü ve toplum bir bütün hâlinde yaşardı. Önder, kendi akrabasının malına el uzatmaz, ona ihanet etmez; adalet ilkesine bağlı kalırdı. Ancak Abay’a göre, bu mizaç onun çağdaşları tarafından kaybedilmiştir. Bunun temel nedeni, yönetimin artık “önderlerin” elinde olmayıp, Rus yönetimi tarafından atanan valilere bırakılmış olmasıdır. Cezalandırma, yargılama ve idari işlemler Rus hükümetine bağlı hâle gelmiştir. Kendi kendini yönetme yetisini yitiren bir toplumda, Kazaklar ahlaki bakımdan çözülmeye başlamış; şeytani işlere yönelmişlerdir. Sözü anlayan, sözü dinleyen toplum düzeni giderek yok olmuştur. Yönetimde bulunanlar çoğunlukla kurnaz ve namussuz kimseler hâline gelmiş; böylece namus gibi yüce bir kavram toplum hayatından silinmeye başlamıştır. İşte kaybedilen ikinci mizaç da budur.
Abay, namusun akrabalık ilişkilerindeki önemini şu düşünceyle açıklar: “Akrabalarını büyük bir düğüne davet ettiğinde, kızgın olsalar bile yine gelirler; çünkü bu bir namus meselesidir. Bu anlayıştan hareketle, “Akraban kötü olabilir; fakat senden uzak kalamaz” sözü doğmuştur. Şair, çağdaşlarının bu iki temel mizacı kaybetmiş olmasına derin bir üzüntü duyar ve şu yakınmada bulunur: “Halka yardım edecek kimse kalmadı. Millî namustan bile uzaklaştık. 📚
📚 Kelime Açıklamaları
Mizaç: Bireyin ya da bir topluluğun doğuştan gelen veya tarihsel süreçte biçimlenen; duygu, düşünce ve davranış eğilimlerinin genel yapısıdır. Toplumsal bağlamda mizaç, bir toplumun ahlaki tutumlarını ve davranış kalıplarını belirleyen karakteristik özellikleri ifade eder.
Yetki: Bir kişi ya da kuruma, belirli bir görev veya sorumluluk alanı içinde karar alma, yönetme ve yaptırım uygulama hakkı tanıyan meşru güçtür.
Yeti: Bireyin doğuştan sahip olduğu ya da sonradan geliştirdiği; düşünme, anlama, üretme ve eyleme geçme kapasitesidir.
SORULAR
Бұл сөзде ұлттық мiнез туралы терең ойлар айтылған. Абай өз замандастарымен ата-бабалардың мiнезiн салыстырып, өз туыстарының бұрынғыларға қарағанда iлгерi екендiгiн мойындай отырып, осы күнгiлердегi ата-бабаланың екi мiнезi жоқ екенiн айтады. Бұл мiнездердiң жоқтығынан қазақ қауымының адал iсi алға баспай отыр. Елдiктен кетiп барамыз, сайтандыққа салына бастадық. Ол қандай мiнездер едi. Бiрi - ерте заманда ел басы, топ басы деген кiсiлер болушы едi. Ел арасындағы баршама болмысты солар реттеп, басқаратын. Ел басыға жұрт сенiп, қарапайым шаруа өз жұмысымен болушы едi. “Бас-басыңа би болсаң, манар тауға симассың, басалқаңыз бар болса, жалған отқа күймессiң” - деп екi тiзгiн, бiр шылбырды бердiк деген соң ел басы, топ басылары да азбайтын, ел құрметiмен санасатын. Осы тұста Абай кейбiр үлкен мәселенiң басын ашып кетке. Ол қазақ ауылының әлуметтiк құрылымы туралы. Қазақ ауылы қандас туыстардан тұрады, сондықтан ауыл басшысы жетесiз болмаса, өз бауырының қамын жемегенде қайтпек. Оның әдiл болмауына бұлтаң жол жоқ. Ал осы мiнезден қазақтар Абай заманы кезiнде неге айрылып қалды. Себебi, ендiгi жерде ел билiгi ел басының қолында емес, орыс әкiмдерi қатысуымен жоғарыдан ұсынылып сайланатын болыстың қолында болып, адамды жазалау, соттау т.б. азаматтық iстер орыс әкiмдердiң еркiне қарады. Өзiн-өзi басқаратын ел болмағандықтан қазақтарға сайтандық ене бастаған. Сөз ұғар, сөзге тосылар қауым азайды. Ел басы топ басының орнына саңырауқұлақтай.
қаптап пысықтар, қу мен сұмдар пайда болды. Мiнез ұсақталды. Сондықтан намыс деген аруақты сөз жер болды, бұл қазiр жойылған екiншi мiнез. Алайда, ат қойып аруақ шақырылған кезде, - дейдi Абай, ағайын өкпе, араздыққа қарамайды, жанын салады екен. Ол намысқорлық. Сондықтан да халық “ағайынның азары болса да, безерi болмайды” - дейдi. Мiне, осы екi мiнездiң замандастары арасында жойыла бастағанына ақын қатты қанжылады. Данышпанның бұл ойына таң қаласың, сол кезеңде қазақтың терезесi дәл қазiргiдей шайқалмаған заманда осы мiнез болмаса, бүгiнгi күнi оларды еске алудың өзi жаңалық, бүгiнгi ел басы, топ басы болып жүргендердiң көбiсi, жоғарыдан бекiтiлiп, сайланған әкiмдер. Өз даналығымен халық мүддесiн жақтап шыққандарды шамалы. Ұлттық намыс деген тiптен жоқ, одан айрлыдық: “Ендiгiлердiң достығы бейiл емес, алдау, дұшпандығы –кейiс емес, не күндестiк, не тыныш отыра алмағандық”, - дейдi Абай.