İnsan, her zaman doğası gereği gizemli ve sır dolu bir varlık olarak kalacaktır. Abay, bu gizemli kudretin sahibinin iki temel ruh halini ele alıyor: gülüş ve keder. Dünyada gülmeyen ya da hüzünlenmeyen bir can var mı? Bunlar, birbirini nöbetleşe izleyen duygu halleri değil mi?
Abay’ın burada sözünü ettiği konu daha derindir. Hayatta sadece gülüp, kederi hiç düşünmeyen “kuru başlı (қаңбақ жандар)” insanlar vardır; ya da tam tersine, gülmeyi, sevinmeyi bilmeyen, sürekli kederle dolu insanlar da bulunur. Abay’a göre, gülmek de aslında bir tür sarhoşluktur; ve her sarhoşun sözü baş ağrıtır. Sadece gülmeye düşkün insan, işini ve helal çabasını unutur. Kederle dolu insan ise hem dünya işlerini hem de ahiret işlerini daha derli toplu yapar. Yine de insan, sürekli kederli kalamaz; öyle olursa içten içe çürüme hastalığına (iш құса дертiне) yakalanır. Gülüş, yağan yağmur gibi gelip geçer, insanın iç dünyasını yıkar, temizler. Gülüşsüz bir hayat yoktur. İşte Abay, bu gerçeğin çözümünü gösteriyor.
Şair diyor ki: Cahil birinin davranışına güldüğünde, içinden keyiflenerek değil, öfkeyle gül; çünkü bu öfkenin kendisi de kederdir. İyi bir insanın haline güldüğünde ise sevinerek, ondan ders aldığını bilerek gül. Gerçekten de, dünyaya ağlayarak gelip, öfkeyle ayrılan insanın ömrü, sadece gülüşle ve boş işlerle geçer diyene kim inanır? Varlığın anlamını kavrayamayan insanda keder de olmaz; dolayısıyla onda gerçek bilinç de yoktur. Yediğiyle, içtiğiyle övünen, boş bir gövde (қуыс кеуде)… Bazıları şöyle düşünür belki: “Param var ya, istediğimi satın alırım. Doğru, dünyalık kirleri satın almak, başkasına rüşvet vererek adaletten sapmak gibi işler için gücü yetebilir. Ama nihayetinde insanın başına gelecek en son ve en büyük musibet geldiğinde, o da bir günlük ömre bile muhtaç kalır. İşte bu gerçeği anlamak bile, insana düşünce gücü veren, onu dürüst çabaya yönelten bir keder değil midir?
Ölümden Korkut Ata bile kaçıp kurtulamamıştır. Anlayana göre ölüm keder değil; asıl keder, ömrün içindeki boşluk ve kaygıdır. Bu düşünceleri toparlayarak Abay şöyle seslenir:
Önce Allah’a sığın, sonra kendi gücüne dayan, emeğini doğru yolda harca; emek verirsek, kara toprak bile karşılık verir, bizi boş bırakmaz.
İnsan, kendi gücüne güvenip emek verirse; o zaman gülüşün de, kederin de gerçek anlamını kavrayabilir.
📖 Kelime Açıklamaları
1. Kuru başlı insan (Қаңбақ жан ): Hayatta düşünmeden yaşayan, rüzgar nereye savurursa oraya giden, içsel derinliği olmayan insan.
Yorum: "Қаңбақ" (kangal/kuru ot) Kazak halk kültüründe rüzgârla savrulan, köksüz bir varlık olarak düşünülür. Bu benzetme, sığ ve amaçsız yaşam tarzına eleştiridir.
2. İçten içe çürüme hastalığı (Іш құса дерті ): Sürekli kederle yaşamanın yol açtığı
psikolojik yıkım, insanın iç dünyasının hastalanması.
3. Boş gövde (Қуыс кеуде): Bilgi ve düşünceden yoksun, sadece dış görünüşüyle var
olmaya çalışan kişi.
“ARADIĞIMIZ ULUS BU MU?”
Адам әманда тылсым табиғаты мәңгi жұмбақ болып қала берерлiк құбылыс. Абай осы тылсым құдiретi иесiнiң екi күйiне талдау берген. Олар күлкi және қайғы. Дүниеде күлмейтiн не қайғыланбайтын жан бар ма? Бұл алма кезек болатын көңiл күйлерi емес пе? Абайдың айтып отырғаны өзгеше мәселе. Өмiрде күлкiге салынып қайғы ойламайтын: “қаңбақ жандар” болады, күлкiнi бiле бiлмейтiн мұңды жандар болады. Абайдың пайымдауынша, күлкiнiң өзi мастық, ал әрбiр мастың сөйлеген сөзi бас ауыртады. Күлкiге құштар жан шаруадан, яғни адал қарекетiнен қалмақ. Уайым - қайғы ойлағыш адам о дүние шаруасына да, ахиретке де жинақырақ болады. Бiрақ адамның күлмей үнемi қайғыда жүруi мүмкiн емес. Ондай адам iш құса дертiне душар болмақ. Күлкi жауып өткен жаңбырдай көңiл күйiн шайып өтедi. Күлкiсiз тiрлiк жоқ. Абай осы мәселенiң шешуiн ұсынады. Ақын надан адамның қылығына күлсең рахаттанып күлме, ыза болғаныңнан күл, оның өзi қайғы , жақсы жанның қылығына күлсең рахаттанып, жақсыдан ғибрат алдым деп күл. Расында дүниеге жылап келiп, кейiп өтетiн жанның өмiрi қарекетсiз, тек күлкiмен өтедi дегенге кiм сенбек. Болмыстың мәнiн түсiнбеген адамда уайым - қайғы бола да қоймайды, олай болса ондай жанда сана да жоқ. Iшкенiне, жегенiне мәз, қуыс кеуде. Кейбiреулерi ойласа керек, малым бар, не болса соны сатып алам деп. Рас, дүние кiрiн сатып алуға, бiреуге пара берiп ғаділет жолынан тайдыруға ондай жанның күшi жетпек,.
бiрақ адамның түптiң түбiнде басына түсер таусыншақ күн туғанда, ол бір күндiк ғұмырға зар болмақ. Осы iс мәнiсiн ұққандықтың өзi адамға ой салатын, адал қарекетке бастайтын қайғы емес пе? Өлiмнен Қорқыт бабамыз да қашып құтыламаған. Түсiнген адамға өлiм қайғы емес, өмiр уайым. Осындай жайларды түйiндей келе Абай: “Әуелi құдайға сиынып, екiншi өз қайратыңа сүйенiп, еңбегiңдi сау, еңбек қылсақ, қара жерде бередi, құр тастамайды”-дейдi. Адам өз қайратына сүйенiп қарекет етсе, күлкiнiң да қайғының да мәнiсiн түсiнбек.