Abay’a göre, Kazak halkına doğru yolu göstermek isteyen kişinin iki temel güce sahip olması gerekir: yetki ve imkân. Bu iki unsur olmadan halkı ikna etmek güçtür. Çocukları medreseye göndertmek ve onları eğitim yoluna sevk edebilmek için, bunu yaptıracak kişinin sözünün geçmesi şarttır. Bu, meselenin ilk boyutudur.
İkinci boyut ise maddi destektir. Çünkü çocukların okuması, ilim yoluna yönelmesi için ailelerin teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerekir. Abay’a göre Kazak toplumunda bu imkânlar oldukça sınırlıdır. Bu yüzden eğitim meselesi uzun süredir çözülemeyen bir sorun olarak kalmıştır.
Abay bu tablo karşısında derin bir üzüntü duyar ve şöyle yakınır: “Etten kemiğe geçen, atadan miras kalan, ananın sütüyle aktarılan cahillik bizi çoktan insanlıktan uzaklaştırmıştır. Bu sözler, onun yalnızca bir şikâyetini değil, toplumunun geleceğine dair duyduğu derin kaygıyı da yansıtır.
Şairin sözünü ettiği “idare ve zenginlik”, halkın yararını gözeten bir devlet düzenine aittir. Ne var ki Abay’ın yaşadığı dönemde böyle bir düzen mevcut değildir. Kendi idaresinden uzaklaştırılmış olan Kazak toplumunun, bu derin cehalet döngüsünden kurtulmasının da bu şartlar altında son derece zor olduğu açıktır.
Bu gerçeği gören Abay, hüzün ve endişeyle sorar: “Ne yaptık? Ne olduk? Ona göre bu meseleler yalnızca öğütlerle değil, toplumsal bir bilinçlenme ve uyanışla çözülebilir. Ancak şair, bu düşüncesini açık bir siyasal çağrıya dönüştürmekten kaçınır. 📚
📚 Kelime Açıklamaları
İmkân: Bir işin yapılabilmesi için var olan olanak, fırsat veya şart anlamına gelir.
Teşvik etmek: Birini bir işi yapmaya özendirmek, cesaretlendirmek veya desteklemek demektir.
Siyasal çağrı: Toplumu veya belli bir grubu siyasi bir amaç doğrultusunda harekete geçmeye davet eden söz veya mesaj anlamına gelir.
ÇARESİZLİK
Абайдың айтуынша, қазаққа ақыл берем, түзеймiн деп қам жеген адамға екi түрлi нәрсе керек. Онсыз оны дүниде сенiң ұсақ күйкi тiрлiгiңде асқан қызық бар ма деп не айтып, не зорлап көндiре алмайсың. Күштеп зорлап балаларын медiресеге берiп, ғылым жолына түсiру үшiн осы iстердi ақтармақ адамның қолында бек зор өкiмет билiгi болуы шарт. Бұл бiр. Екiншiден, ол кiсi не есепсiз бай болуы керек. Себебi, ата-аналарына пара берiп, балаларын тағлым (үйрету) жолына салу керек. Бiрақ бүкiл қазақты паралап алу қай кiсiнiң қолынан келмек. Ондай дәуiлет қайда. Мiне, тұйыққа тiрелу. Осы тұйықтан шығу болады, оның жолын таппаған Абай: “Етiнен өткен, сүйегiне жеткен, атадан мирас алған, ананың сүтiмен бiткен надандық әлдеқашан адамшылықтан кетiрген”,- деп налиды. Бұл амалы таусылған адамның сөзi, тегiнде, Абай айтқан билiк пен байлық ұлттық мүддеге құрылған мемiлекеттiң қызметi, ондай мемлекет жоқ, басы бодандыққа түскен, саяси еркiндiгiнен, өзiн-өзi басқарудын аластатылған қазақтың надандықтан шыға алмауды да түсiнiктi. Осыны жанымен ұға келе Абай: “Ендi не қылдық, не болдық”- деп толғанады. Мұндай әлуметтiк қайшылықтың шешiмi саяси күресте, халық өз бостандығы үшiн күресуi қажет, бiрақ ақын ондай мәселердi көтермеген.