İnsan, can ve bedenden oluşur; bu, Abay’dan önceki zamanlardan beri bilinen bir gerçektir. Şair, bu ikisinin arasında yer alan doğuştan gelen (cibillî) ve sonradan kazanılan (kesbî) güçler üzerinde durur. İnsanın doğal, biyolojik ihtiyaçlarını karşılamasıyla birlikte öğrenme merakını da şair doğuştan gelen bir güç olarak görür. Akıl ve bilim ise kesbî güce aittir. Ancak cibillî ve kesbî güçler, beş duyu aracılığıyla dış dünyadan gelen etkileri zihne taşıdıklarında birbirleriyle birleşirler. Bu noktada asıl belirleyici olan, doğuştan gelen güçtür.
Abay, doğuştan gelen güce “can kuvveti” der. Bu kuvvet başlangıçta mevcut olsa da insan büyüdükçe gelişmesi gerekir. Ancak bu güce gereken önem verilmezse, tamamen yok olmasa bile zamanla hiçbir işe yaramaz hâle gelebilir. Böyle durumlarda Kazaklar arasında söylenen sözler hazırdır: “Allah Teâlâ akıl vermedikten sonra biz ne yapalım?” ya da “Allah seni de beni de bir mi yaratmış?” diyerek kendi cehaletini ve gayretsizliğini Allah’a yüklemek, aslında can kuvvetinin zayıfladığının bir göstergesidir. İnsan yalnızca yiyip içerek beden gücünü düşünmemeli; aynı zamanda can kuvvetini geliştirmek için de çaba göstermelidir.
Abay, can kuvvetinin üç unsurundan söz eder. Anlaşılan o ki okuduğu kitaplar Rusça olduğu için bu üç unsuru şöyle adlandırır: “Podvijnoy element (подвижной элемент)” — yani hızlı kavrama yeteneği; “Sila prityagatelnaya odnorodnogo (сила притягательная однородного)” — benzer şeylerin birbirini çekmesi; “Vpeçatlitelnosť serdtsa (впечатлительность сердца)” — yani kalbin etkilenme gücü. Bu noktada Abay, kalbin aydınlanması için dört kötü alışkanlıktan uzak durulması gerektiğini söyler: övünmek, çıkar peşinde koşmak, hafife alma ve umursamazlık. Yürek bunlardan arındığında aydınlanır; aksi hâlde kararır ve bozulur. Bunların hepsi ruh bilimiyle, yani psikolojiyle ilgilidir. Abay’ın kendi çağındaki psikolojik eserlerle tanışık olduğu da açıkça görülmektedir.
Şair, can kuvvetini anlatırken beden kuvvetiyle ilgili görüşlerini de ortaya koyar. Abay’ın anlayışına göre beden kuvveti, insanın iç dünyasını değil, dış dünyasını ilgilendirir. Beden kuvveti sayesinde dışarıdan kazanır, dışarıda saklarsınız; buna da zenginlik deriz,” der. Kazakların “zenginlik bir yurtluk (geçicidir)” demesi de bu anlamdadır. Zenginlik insanın iç dünyasına ait bir güç değil, dış dünyaya ait maddi bir varlıktır. Servetin türlü türlü zararları ve felaketleri vardır. İnsan bunları bilip aklıyla kavradığı takdirde ancak servetin sahibi olabilir.
Abay bununla birlikte, akıl ve bilimin de ölçüsüz kullanıldığında insana çeşitli zararlar getirebileceğini söyler. Ona göre her şeyin bir ölçüsü vardır. Bu düşünceyle eski bilginlerin sözünü hatırlatır: “Bir şeyin zevkini ne kadar çok ararsan, acısını da bir o kadar çekersin.
Peki bu ölçüyü kim belirleyecektir? Abay’a göre fayda ile zararı ayıran güç akıldır. Ancak akıl tek başına yeterli değildir; gayretle birleşmesi gerekir. Bu ikisi kimde varsa, onda can kuvveti ile beden kuvveti dengede olur, der Abay.
Akıl ve gayretten yoksun olan insanın ise kendi iradesi yoktur; o, kaderin savurduğu bir kenger otu gibi, nereye giderse oraya sürüklenen bir varlıktır. 📚
📚 Kelime Açıklamaları
Cibillî: Doğuştan gelen, sonradan kazanılmayan özellik demektir.
Kesbî: Çalışarak, sonradan kazanılan özellik anlamına gelir.
Çıkar peşinde koşmak: Kendi menfaatini her şeyin önünde tutarak davranmak demektir.
Hafife almak: Bir durumu, kişiyi ya da işi gereğinden az önemli görmek anlamına gelir.
Umursamazlık: Olan bitene karşı ilgisiz, duyarsız ve kayıtsız olma durumu demektir.
Gayret: Bir işi başarmak için gösterilen çaba ve çalışma isteği anlamına gelir.
İrade: Kişinin kararlarını uygulayabilme ve kendini yönlendirebilme gücüdür.
Kenger out: Genellikle kırsal bölgelerde yetişen, dikenli ve dayanıklı bir bitki türüdür.
YİNE TALEP HAKKINDA
Адам жан мен тәннен құрылған, бұл Абайға дейiнгi замандардан белгiлi шындық. Ақын осы екеуiнiң ортасында болатын жибили және кәсибиге тоқталған. Адамның табиғи, биологиялық қажеттерiн өтеумен қоса, бiлмекке құмарлығын ақын жибили қуатқа жатқызады. Кәсиби қуатқа ақыл мен ғылым жатады. Бiрақ жибили мен кәсиби бес түйсiктер әкелген сыртқы ортаның қажеттерiн көңiлге түсiргенде бiрiгiп кетедi. Мұнда ерекше орын алатын жибили қуаты. Абай жибили қуаты “жан қуаты” дейдi. Ол әуелде болғанымен, адам есейген сайын зорая берсе керек. Алайда, ол қуат ескерусiз қалып, жоғалмаса да ешнәрсеге жарамайтын болуы да ықтимал. Мұндай жағдайда қазақта айтуға сөз дайын. “Құдай тағала өзi ақыл бермеген соң қайтейiк?” немесе “құдай тағала сенiмен менi бiрдей жаратып па?” деп өзiнiң надандығын, талапсыздығын құдайдан көру осы жан қуатының кемiгендiгiнiң айғағы. Адам ішіп – жеп, тән қуатын ғана ойламай, жан қуатын да жетiлдiру үшiн қам жеуi қажет. Абай жан қуатының үш элементiн айтқан. Сiрә, оның оқыған кiтабы орыс тiлiнде болса керек, сондықтан ол үш элеиенттi былайша атаған: “подвижной элемент”- бұл тез ұғыну деген сөз; сила притягательная однородного - ұқсас нәрселердiң бiр-бiрiне тартылуы; “впечатлительность сердца” - мұнда төрт нәрсеге мұқият болу керек, олар мақтаншақтық, пайдакүнемдiк, жеңiлдiк, салғырттық. Бұлардан жүрек таза болғанда, әр нәрсенiң сәулесi жүректiң айнасындай анық рәушан болып.
түседi. Олай болмағанда, жүректiң айнасы бұзылады, дұрыс ұғым қалыптаспайды. Бұл айтқандардың бәрi жан ғылымы (психологияға) қатысты. Абай өз заманындағы психологиялық еңбектермен таныс болғаны айқын көрiнiп тұр. Ақын жан қутына талдау бере келiп тән қуаты туралы терең ой айтқан. Тәң қуаты Абай ұғымында iшкi емес, сыртқы нәрсе. “Әреншiк тән қуатыменен сырттан тауып, сыртта сақтайсыз, оның аты дәулет едi” - дейдi ақын. Қазақтың “бай бiр жұрттық” дегенi осы. Байлық адамның өзiне өзге күйде күн кешпейтiн жан қуаты емес, ол сыртқы заттық дүние. Дәулеттiң неше түрлi кеселi, кесапаттары болады. Соларды бiлсең, санаңмен ұқсаң ғана дәулетке ие бола алмақсың. Абай сонымен бiрге ақыл мен ғылымның де неше түрлi адамға тигiзер кесел, кесапаттары барын айтқан. Абай айтуынша, әрбiр нәрсенiң өз өлшеуi бар. Осы ойға орай Абай бұрынғы ғалымдар айтты деген мақал келтiрген: “ненiң қызығын көп iздесең, соның күйiгiн бiр тартасың”. Ендi осы өлшеудi кiм анықтамақ дегенге келгенде, Абай пайда, заладан айыратын қуттың аты ақыл деп түсiндiредi. Бiрақ, жалғыз ақыл аздық етедi, ол қайратпен қосылуы керек. Ол екеуi кiмде болса, сол адамда жан қуаты да, тән қуаты да тең болғаны, - дейдi Абай. Ақыл мен қайратқа ие болмаған адамның өзiнде еркi жоқ. Ол тағдыр тәлкегiне түсiп кете баратын қаңбақ секiлдi жан.