İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Kırk Dördüncü Söz.

Ornament

Abay, Otuz İkinci Sözü’nde talebin (istek, arzu) şartlarını dile getirmişti. Bu sözde ise talepsizlik meselesi üzerinde durur. Talebin kendisi de çeşitli türlere sahiptir ve bu türler birbirleriyle bağdaşmaz. Şairin açıklamasına göre: “İnsanoğlu ya talep sahibidir ya da talepsizdir; fakat her hâlükârda ‘aferin’i arzulamayan kimse yoktur. Yerli olsun ya da yersiz, insan mutlaka “aferin” diyecek birini gönlünde arar. Kişi hangi yolda, hangi cephede yürüyorsa, o cephede bulunanlarla gönül birliği kurar. Bu sebeple başka yolda olanlardan “aferin” beklemez. Bana aferin derlerse, bunu ancak benimle aynı yolda yürüyen, bana yoldaş ve sırdaş olanlar der” diye düşünür.

Aferin” kelimesinin anlamı nedir? Abay bu sözü kavramsal bir çerçevede kullanır. Aferin” kelimesinin özünde övgü vardır. Abay, övgü meselesini Yirmi Birinci Sözü’nde açıklamıştı; burada iki tür övgüden bahsetmişti: büyüklük ve övüngenlik. Bazı insanlar yaptıkları işler karşılığında “aferin” beklerler. Bu durum büyüklük olarak değerlendirilir; zira kişi, kendi değerinin başkaları tarafından takdir edilmesini ister. Bazıları ise hak etmedikleri hâlde “aferin” denilmesini arzular ki bu da övüngenliktir. İnsanın “aferin” sözünü kendi seviyesindeki meslektaşlarından duyması daha yerindedir; çünkü insanın değeri, ortaya koyduğu işler üzerinden anlaşılır. Aynı düşünceyi paylaşan meslektaşların söylediği “aferin”, kişi için gerçek bir hürmet ifadesidir. Bu bakımdan “aferin” demek, bir kimsenin hünerini yahut kişiliğini kabul etmek anlamına gelir. Bununla birlikte, yalnızca iyi görünmek amacıyla söylenen “aferin”ler de vardır ki bunların faydadan çok zararı vardır.

İnsanoğlu genellikle önce kendisine saygı gösterilmesini ister, ardından talepte bulunur. Kimi insanlar mal peşindedir. Mal bulan erkeğin günahı yoktur”, “Mal mülk sahibinin yüzü nurludur” gibi atasözlerine sığınarak cimrilik ve haram yollarla mal edinen kimselerden uzak durmak gerekir. Böyle bir talep, insanlık değerleriyle bağdaşmaz. Abay’a göre insanların çoğu ne yazık ki bu yoldadır. Bu yüzden biri hacı desin, biri kahraman desin, biri bilgin yahut kurnaz desin diye türlü davranışlar sergiler,” der Abay. Ancak o, bunun kitaptan okunarak elde edilecek bir talep olmadığını vurgular. Eğer kitaptan öğrenilen bir talep söz konusu olsaydı, her şeyden önce yüreğin temizlenmesi gerekirdi.

Abay’ın yüreği temizlemekten kastı yalnızca eğitim almak değil, insanî erdemlere sahip olmaktır. Ona göre iyi kalpli insanın hem yüreği hem de talebi temiz olur. Böyle kişilerin davranışlarına bakarak “aferin” demek, dalkavukluk değil; gerçek büyüklüğe hak ettiği değeri vermektir. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

Cephe: Bir düşünce, görüş ya da mücadelede aynı tarafta olma durumu; taraf, saf anlamına gelir.

Bağdaşmak: Birbirine uygun düşmek, çelişmemek, bir arada var olabilmek demektir.

Dalkavukluk: Bir çıkar elde etmek amacıyla samimiyetsiz, aşırı ve ölçüsüz biçimde övgüde bulunma davranışıdır.

ADALET HİSSİ

Қырық төртiншi сөз.

Ornament

Отыз екiншi сөзiнде Абай талаптың шарттары туралы айтқан. Мұнда ол талапсыздық хақында сөз еткен. Талаптың түртүрi бар және де бiрiне-бiрi бергiсiз. Ақынның түсiндiруiнше: “адам баласы я талапты, я талапсыз болсын, әйтеуiр “бәрекелдiнi” керек қылмайтұғыны болмайды. Әрнешiк, орынсыз ба, орынды ма, “бәрекелдi” деушiнi көңiл iздеп тұрады. Адам баласы өзi қай жолда, қай майданда жүрсе, сол майдандағы кiсiмен сырлас болады. Аның үшiн өзге жолдағылардан “бәрекелдiнi” оңды күтпейдi. Маған “бәрекелдi” десе, осы өзiмменен серiктес, сырлас осылар “бәрекелдi” дер дейдi” “Бәрекелдi” деген сөздiң мағынасы неде? Абай оны ұғым ретiнде қолданған “Бәрекелдiнiң” негiзiнде мақтан жатыр. Мақтан туралы Абай жиырма бiрiншi сөзiнде айтқан болатын. Онда Абай мақтанның екi түрiн ашып берген. Олар үлкендiк және мақтаншақтық. Демек, кейбiреулерi iсiне қарай, еңбегiне қарай “бәрекелдiнi” қажет етсе, соны өзгелерден талап етедi. Ендi бiреулер iстерi алға баспай жатса да “бәрекелдiні” қажет етсе, ол мақтаншақтықтың белгiсi. Бұл түсiнiктi iс. Абай “бәрекелдiнi” нақтылы iспен байланысты қарастырған. Олай дегенiмiз адам “бәрекелдiнi” өзiмен қызметтес, әрiптесiнен естiгендi қажетсiнедi, оның себебi, адамның бағасы нақтылы iс-әрекетімен анықталмақ. Адам өзiнiң қызмет iстеп жүрген жерiнде бағаланса, одан асқан қандай ғанибет бар. Абай осы жайды айтқан. Серiктес, сырлас адамдардың “бәрекелдi” деп қолпаштауы адамның iскерлiгiн немесе адамшылығын мой-.

ындау деген сөз. Әрине, әншейiн қолпаштау немесе жағымсыну үшiн айтылатын бәрекелдi бар. Мұндай бәрекелдiден зияннан өзге пайда жоқ. Адам әлденеге талаптанғанда өз басына қадiр iздеп әрекет етедi. Мысалы, бiреу мал тапсам екен,- дейдi. Ол қазақтың “мал тапқан ердiң жазығы жоқ”, “малдының бетi жарық” деген мақалдарына сенiп, сараңдықпен, арамдықпен мал тапса, ондайлардан жирену керек. Бұл талап адамшылыққа жат. Абайдың айтуынша көпшiлiк осы жолға түсiп кеткен: “Бiреу қажеке атанамын, бiреу батыреке атанамын, бiреулер бiлгiш, қу, сұм атанамын деп сол харекетте жүр”. Мұны Абай кiтап бетiнен оқып iздеген талап емес дейдi. Егер кiтап сөзiмен iздеген талап болса, онда алдымен көкiректi тазалау қажет едi. Көкiректi тазалау деп Абай тек бiлiмге ынта қоюшылықты емес, адамшылықты айтып отыр. Адамшылығы мол жан Абай ұғымында көкiрегiн тазартқан адам, ондайдың талабы да таза. Осындай адамдардың iсiне сүйсiнiп “бәрекелдi” десек жағыну да, қолпаштау да жоқ, үлкендiктi әдiл бағалау бар.