İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Beşinci Söz.

Ornament

Şair bu sözünde halkın zihnine yerleşmiş köhne bir düşünce biçimini, yani "geri kalmışlık felsefesini" eleştirel bir bakışla inceliyor. Ey Tanrım, beni de çocuk gibi dertsiz eyle” diye dua eden halk anlayışını sorgular Abay. Peki nedir bu "çocuk gibi olmak" isteği? Demek oluyor ki kişi, ciddi bir işin peşine düşmeden, elde olana razı, olmayana aldırmadan, dünyaya çocuksu bir saflıkla ve sorumsuzlukla bakarak yaşasın isteniyor.

Abay, bu anlayışın halk atasözlerine kadar sindiğini gösterir:

Erin azığı da, kurdun azığı da yoldadır”,

Elim alıcıysa, gönlüm verici”,

Zenginden umutsuzsa, Allah’tan da ummaz”,

Karın açsa yas evine yönel”,

Öğlenlik ömrün varsa, gündelik mal topla”,

Malı olanın yüzü parlak, malı olmayanın yüzü karanlık.

Bu sözlerden, halkın asıl derdinin mal-mülk olduğu, fakat onu kazanma yollarını aramaktan aciz kaldığı sonucu çıkar. Malı olanı aldatmak, onunla hileyle rekabet etmek, halk için ne utanılacak bir şeydir ne de bir kaygı. Fakat malı nasıl kazanacağını düşünmek bir yük gibi görülür. İnsanlar, düşünme zahmetinden kaçarak "çocuk gibi dertsiz" yaşamayı tercih eder.

Oysa Abay, halkın sadece hayvancılıkla yetinmeyip başka meslek dallarına yönelmesini, emekle, akılla kazanç sağlamasını ister. Ama halkın bütün gayreti sadece malda; düşünceye, sorgulamaya, gelişime dair bir arzu, istek yoktur. İşte bu nedenle, halkın çocuk gibi kaygısız bir yaşam özlemi şairi derinden yaralar.

Abay, bu sözünde güncel ve çok mühim bir meseleyi gündeme taşır. Bilim, adalet ve bilgi için çabalamayan; sadece mal-mülk için yaşayan bir toplum, kendini tüketmeye mahkûmdur. Eğitim ve bilim olmadan, zihin bulanır; hırsızlık, düzenbazlık, dilencilik gibi çirkin davranışlar ortadan kalkmaz. Eğer bu alışkanlıklardan sıyrılamazsak, bizde çocuklardan daha fazlası ne kalır?

Aydın bir toplum, kaygı duymadan, sorgulamadan, gelişmeden, yalnızca geçici hazlarla var olamaz. Abay, halkına açıkça seslenir:“Çocuk gibi dertsiz olursak, millet olamayız! Bizim yolumuz bu değil.

Bu sözlerin söylendiği dönemde, Kazak halkı “karga köklü” bir millet olmaktan çıkmış, Rus yönetiminin boyunduruğu altına tamamen girmişti. Artık “millet olmak” ya da “olamamak” Rus idaresinin iki dudağı arasındaydı. Halk parçalanmış, her biri kendi bölgesinde dağınık bir şekilde yaşıyordu. Toplumun ruhuna küçük hesaplar sinmiş, halk derin bir çöküntü içindeydi. Abay, halk adına söz söylemek istese bile, ne halkı bir araya getirecek bir merkez kalmıştı, ne de kendi iradesi olan bir millet.

İşte bu yüzden, “Aradığımız ulus bu mu?” demek zorunda kalır şair. Onun yüreğindeki derin acı, milletini kaybetmiş bir halkın feryadıdır.

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📖 Kelime Açıklamaları

📌 Atasözleri ve Deyimler Açıklanması

1. “Erin azığı da, kurdun azığı da yoldadır.” - Emek veren de, aç gözlü olan da kazancı yolda arar. Açıklama: Bu söz, hareket edenin, çaba gösterenin rızkına ulaşacağını anlatır. Fakat burada yol, sadece fiziki hareketi değil, emek yolculuğunu da simgeler. Abay, halkın bu sözü pasifliğe bahane yaptığını, yola çıkmadan rızık beklediğini ima eder.

2. “Elim alıcıysa, gönlüm verici.” Anlamı: Mal almayı severim ama gönlüm cömerttir.

Açıklama: Bu sözde kendini haklı çıkarma çabası vardır. Kişi hem almayı sever, hem de cömertliğini vurgular. Abay, burada halkın kendini kandıran bir ikiyüzlülük içinde olduğunu, gerçek cömertliğin üretimle olacağını ima eder.

3. “Zenginden umutsuzsa, Allah’tan da ummaz.” Anlamı: Bir kişi zenginden bir şey beklemiyorsa, Tanrı'dan da beklemez. Açıklama: Toplumun gözünde zenginlik neredeyse kutsallaşmıştır. Maddi zenginlik, halk nazarında adeta kaderin ta kendisi olmuş. Bu söz, insanların maneviyattan uzaklaşıp yalnızca mal sahiplerine bel bağladığını yansıtır.

4. “Karın açsa, yas evine yönel.” Anlamı: Bir şeyler yemek istiyorsan, cenaze evine git.

Açıklama: Bu atasözü, halkın geçim kaynağı ararken başkalarının acısından faydalanma eğilimini gösterir. Abay, bu anlayışı ahlaki bir çöküş olarak görür. Bir yas veya acı üzerinden çıkar sağlamak, millet olma şuuruna aykırıdır.

5. “Öğlenlik ömrün varsa, gündelik mal topla.” Anlamı: Hayat kısa, günübirlik yaşa; ne kazanırsan o gün için kazan. Açıklama: Bu söz, halk arasında yaygın olan kısa vadeli, günü kurtarmaya odaklı yaşam anlayışını yansıtır. Abay, uzun vadeli düşünmenin, planlamanın ve gelişmenin eksikliğini bu sözde görür.

6. “Malı olanın yüzü parlak, malı olmayanın yüzü karanlık.” Anlamı: Zengin kişi toplumda saygı görür, fakir kişi dışlanır. Açıklama: Bu atasözü, toplumun maddiyatı yücelttiğini, insan değerini mal varlığına göre ölçtüğünü gösterir. Abay’a göre bu, bir milletin çürümesinin en açık göstergesidir. Ahlak, akıl, ilim yerine mala kıymet verilmesi toplumu felakete sürükler.

7. Köhne düşünce: Zamanla geçerliliğini yitirmiş, çağın gerisinde kalmış, gelişime kapalı inanç ve fikir yapısıdır. Abay, halkın içinde bulunduğu durgunluğu ve ilerleyemeyişini bu “köhne düşünce”yle ilişkilendirir. Bu düşünce tarzı, değişimi tehdit değil, yük olarak görür.

8. Mal-mülk sevdası: Toplumun tek gayesini maddi kazanca indirgemesi, Abay’ın sert biçimde eleştirdiği yönlerden biridir. Mal-mülk sahibi olmak meşru bir hedef olabilir; ancak düşünmeden, üretmeden, sadece sahip olmak arzusu, toplumu yozlaştırır. Burada ele alınan “sevda”, tutkulu bir aşk değil, kör bir bağımlılıktır.

AKIL BİRLİĞİ

Бесiншi сөз.

Ornament

Ақын бұл сөзiнде халық санасына сiңiстi болған мешеулiк философиясына талдау жасайды. Қазақтардың “Ә, құдай, жас баладай қайғысыз қыла гөр” деген тiлегiн қалайша түсiнуге болады дейдi ол. Жас баладай болу деген не ұғым. Демек, салиқалы iс-әрекетке бармай, барға риза, жоқты ескермей, балалық түсiнiкпен өмiр сүрушiлiк. Мұндай түсiнiктердi қазақтың мақал - мәтелдерiнен де табады. “Ер азығы мен бөрi азығы жолда”, “Алған қолым береген”, “Байдай үмiтсiз – құдайдан үмiтсiз”, “Қарның ашса - қаралы үйге шап”, “Түстiк өмiрiң болса, күндiк мал жина”, “Малдының бетi жарық, малсыздың бетi шарық” т.б. Бұл мақалдардан қазақтың қайғысы малда екен, бiрақ олар мал үшiн қам жемейдi, малды қалай табуды бiлмейдi деген қорытынды жасайды. Малдыларды алдап-арбап не олармен жауласып, құлық - сұмдық жасау ұят та, қайғы да емес, ал малды қалай табуды ойлап ынта жасау - қайғы. Одан да жас баладай қайғысыз болғанды ұнатады. Абай халықтың дәстүрлi мал шаруашылығынан кәсiби басқа әрекеттерге өтуiн мақсат етiп отыр. Халық ынтасы тек малда. Ал мал табу, оның жолдарын ойластыру саналы әрекеттi қажет етедi. Ол мәселеге халықтың әлi бара алмай жас баладай қайғысыз болуын армандауы ақынды қынжылтады. Абай бұл сөзiнде, өрелi, өзектi мәселелердi қозғап отыр. Қазақтың ғылым, бiлiм, әдiлет үшiн қам жемей, тек мал қайғыруы жетiмсiз iс. Ғылым, бiлiм болмаса сана тұмшаланып, ұрлық, қулық - сұмдық, тіленшiлiк сияқты келеңсiз қылықтар жойылмақ емес. Бұлардан арылмасақ жас.

баладан немiз артық. Ақын жас баладай қайғысыз болса ел бола алмайтынын айтып, бiздiң жолымыз бұл емес деген түйiн жасайды. Бұл тұста қазақтың Абай заманында “қарға тамырлы” халық болудан қалып, бодандыққа мықтап түскен кезi едi. Ел болу не болмау iсi орыс әкiмдерiнiң қолында қалған. Қазақтар бықпырт тигендей бөлшектенiп болыс - болыс болып өмір кешiп жатқан кез. Халық мiнезiне ұсақ қылықтар енiп, ел дертке ұшыраған. Ел сөзiн сөйлейiн десе бiр орталыққа бағынар халқы жоқ, халқының еркi жоқ заманда асыл ойларын кiмге бағыштарын бiлмеген Абай “iздеген елiмiз сол ма?” демегенде не десiн. Ақын қайғысы бодандыққа түске елдiң мұң зары.