İçindekiler

Hakim Abay

Bilingual Edition

Sekizinci Söz.

Ornament

Abay bu sözüne bir soruyla başlar: “Bu aklı kim öğrenir, nasihati kim dinler? Gerçekten de akıl ve öğüt kime gereklidir? Şair bu soruyu sorarak yaşadığı dönemin sosyal yapısını çözümlemeye girişir. Öncelikle düşünür, akıl ve nasihat acaba devlet işlerini yürüten kaymakamlara ve kadılara mı gereklidir? Hayır. Onlara aklın da nasihatin de hiçbir faydası dokunmaz; zira kendileri zaten halka akıl vermek, onları yönlendirmek ve öğüt söylemek üzere o makamlara getirilmişlerdir. Diyelim ki içlerinden biri gerçekten akıl öğrenmek istese bile buna vakit bulamaz. Çünkü onların asıl meşgalesi üst makamların gönlünü hoş tutmak, halk arasındaki düzensizlikleri bastırmak, kendi zararlarını ve harcamalarını telafi etmenin yollarını aramaktır. Bu sebeple ne kaymakamın ne de kadının akıl öğrenmeye ayıracak zamanı kalır.

Peki akıl ve nasihat zenginlere mi lazımdır? Abay’a göre, dünyanın yarısını ellerinde tutuyormuş gibi davranan zenginlere akıl gereksizdir. Çünkü onların “aklı” mallarıdır. Her şeyi rüşvetle satın alabilirler: dinleri, Tanrıları, halkları, yurtları, bilgileri, namusları, akrabaları—hepsi birer varlık, nesne hâline gelmiştir. Sözün inceliğini nasıl anlasınlar? Anlamaya niyet etseler bile vakitleri yoktur. Zengin, vaktini mallarını korumaya, hayvanlarını beslemeye, hırsızlardan sakınmaya harcar. Bu hâlde akla ve nasihate kim ihtiyaç duyar?

Elbette hırsızların, zalimlerin ve serserilerin de akla ihtiyacı yoktur. Öte yandan kimi yoksullar kendi geçimlerini bile sağlamakta zorlanır. Böyle bir durumda eğitim, sanat veya bilginin onlar için bir anlamı kalır mı? Onlar “Akıl lazımsa şu yöneticilere verin!” der. Böylece Abay, eğer akıl ve bilgi topluma gerekli değilse, akıllı insanın halka ne faydası olabilir? sorusunu yönelterek soruyla başladığı sözü yine bir soruyla bitirir. 📚

Kelime Açıklamaları & Grup Çalışması

📚 Kelime Açıklamaları

1. Nasihat: Birine doğru yolu göstermek için yapılan öğüt, tavsiye.

2. Kaymakam: Bir ilçenin yönetiminden sorumlu devlet görevlisi.

3. Kadı: Osmanlı ve eski Türk-İslam toplumlarında davalara bakan, adaleti sağlayan yargıç.

4. Zalim: Haksızlık yapan, başkalarına acı çektiren, adaletsiz kimse.

5. Serseri: Düzenli işi ve yaşamı olmayan, toplum içinde kural ve sorumluluk taşımayan kimse.

6. Nesneleşmek: Bir şeyi ya da kavramı sıradan bir mal gibi görmek; anlamını, değerini azaltmak.

7. Geçim Derdi: Bir kişinin kendi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması; ekonomik sıkıntı.

8. Hırsız: Başkasının malını izinsiz ve hukuka aykırı olarak alan kişi.

BEN KAZAK’IM

“Bütün benliğimle bir Kazak’ım”

Сегiзiншi сөз.

Ornament

Абай бұл сөзiн сұрақпен бастайды. Осы ақылды кiм үйренедi, насихатты кiм тыңдайды? Шынында ақыл, насихат кiмге керек. Ақыл өз заманының әлеуметтiк тегiн жүктеп бередi. Алдымен ақыл, насихат ел басшылары болыс, билерге керек пе. Жоқ. Оларға ақыл мен насихаттың еш қажетi жоқ, қайта өздерi елге ақыл, насихат айтамыз деп болыс, би болып сайланған. Тiптен ақыл үйренейiн дегенi болса да, олардың қолдары тимейдi.Ұлықтан сөз естiмеу үшiн оған жағыну керек, ел тентегiн тыю керек, елдi бiр қалыпты басқару керек, оның үстiне өз қалтасынан шыққан шығынның орынын толтырмақ болған тiрлiгi не болысқа, не биге ақыл үйренуге мұрса бермейдi. Мүмкiн ақыл мен насихат байларға қажет шығар. Дәулет қонып дүниенiң жарым басында тұрған байларға ақылдың керегi жоқ дейдi Абай. Олардың ақылы - малы, бәрiн паралап сатып алады, дiнi, құдайы, халықы, жұрты, бiлiмi, ұяты, ары, жақыны, бәрiде малы. Тiптен ақыл үйренем десе де мал қамымен қолдары тимейдi. Малды бағып - қағу, оны ұрыдан сақтау, мұның бәрiмен әлек болып жүргенде ақыл, насихатты кiм керек етпек. Ұры мен залым, сұрқияларға ақыл әу бастан артық. Ақыл осыларға керек-ау деген қойдан жуас кедейлерге келсек, олар өз қарабасына жетiсiп, күндерiн көре алмай жүр. Кедейге бiлiм не керек. Ақылды ана ел атқамiнерлерiне айт дейдi олар. Сонымен ақыл, бiлiм елге қажет болмаса, ақылды адамның жұрт үшiн керегi бар ма деп Абай сөзiн сұрақпен бастап, сұрақпен аяқтайды.